"çok zaman iyi günlerin az, sıkıntılı günlerin çok olduğundan şikayet ederiz. Bence, bu şikayet bu şikayetlerimizin çoğu haksız yere yapılıyor. Tanrı'nın her gün bize verdiği iyi şeylerin tadını çıkarmak için içimizi daima rahatlatsak, başımıza bir felaket geldiğinde de ona dayanacak kuvveti de kendimizde buluruz."
Yeryüzünde bizler, yerkürenin karnında gizlenmiş fokurdayan, kor bir ateş denizinin üzerinde yürür dururuz. Ama bunu hiç düşünmeyiz. Oysa ayağımızın altındaki ince yer kabuğu birden cama dönüşüverse herşeyi görürdük...
Düşünsene: Buralarda "öylesine-sevmişler", yanıp tutuşmuşlar, acı çekmiş, çektirmişler... (Gözlerdeki perdeler yine iniyor.) - İnsan enerjisi nasıl da saçma, hesapsızca israf ediliyormuş, değil mi?