Her büyük hayvanın,küçüğünü yiyerek yaşadığını görüyoruz. Tabiatin bu müthiş kanunu
gözlerimizin önünde iken insanların suni hukuklarından zayıflar için nasıl imdat bekleyebiliriz?
Hilkatin gayrimüsait göründüğü bu mühim hususta insanlardan medet ummak beyhudedir. Tabiatın vermediğini insan insana nasıl verebilir? Hiçbir kimse mecbur olmadıkça esirini azat etmez. “Hürriyet verilmez, alınır.”
sözü işte buradan çıkmıştır. Fakat onu alanlar da diğerlerine vermek istemezler… Hürriyetlerin üzerine şilte serip yastık yorganla
uzanmak dünyanın en keyifli, en sefalı bir kuluçkasıdır… Civcivler,
altından canlanmak için hararet, hareket gösterdikçe basarsın tekmeyi,atarsın yumruğu…
“Senin bu sözün cinayettir. Nefsini aç bırakmak cinayettir,
dünyanın servetini paylaşıp da diğer insanları siyah bir sefalete
mahkûm etmek cinayettir. Ekalliyetin servetini himaye edip ekseriyetin açlığına çare düşünmeyen hükûmetlerin hiçbiri bu dünya
yüzünde payidar olamayacaktır. Her kazanç ve ticaret dalaveresi
bir sirkat oyunudur… Ecdattan ahfada verasetle büyük sermayelere
malik olanlar hırsız oğlu hırsızlardır. Açlar, dünyadaki sefaletlerin
müsebbipleri bu büyük haramilerden ne faide görüyorlar?.. Hangi
fırın çıkardığı ekmeklerin yüzde beş okkasını fukaraya meccanen dağıtıyor.”
“Hilkat mikyasının en üstünde zannolunan insan tereddiyle yine hayvanlığa yaklaşıyor… Biz tekemmül bekledikçe aşağılaşıyoruz. Çünkü tekâmülün de şartları vardır. Onlar bozulunca tereddi başlar… “
Behey belahetin tahaffuzhanesinde çürüyen Âdemoğulları, bir zamanlar tandır kadar kavuklarının içinde fındık kadar beyinleri olmayan ulema, size “Tabiatın esrarını karıştırmak küfürdür. Çünkü Hâlika karşı şirk koşmaktır.” tahfifiyle haykırırlardı. Neden mürekkep olduğunu anlamak için havayı tahlile uğraşmak bile büyük günah sayılırdı. Bu kâinatı yaratan, hiç birer avuç yumuşak beyinli insanların kendi hâlıkane esrarına hulûl edebilecekleri endişesine düşer mi? O dimağ ki az bir farkla onun hemen bire bir aynı öküzde de var, eşekte de… Emin ol insan, senin bu hayvanlardan farkın pek azdır. Enseni yokla… Eben an-ceddin taşıdığın boyunduruğun nasırını ceddaniyetle orada bulursun. Sana kanunların teminatı altında “hürsün” diyorlar. Hele, umumi hamakat ahengini ihlâl edecek bir makamdan anır; hele, zamanın siyasetine uymayan bir iki çifte savur… Göreceğin ceza, merkebin yiyeceği sopaların acısından çok daha ağır olur.