Kahkaha dirilen hakkıdır ve belki de sen bir dirisin. Ölü, hayata karşı olan son sırıtışını donmuş dudaklarında ebedi bir takallüsle mezara götürür. Ölü hayatın bütün yalanlarına derin fakat sessiz güler . Ve dünyanın tekmil felsefelerinden kuvvetli tebessümüyle gömülür. Toprağın üzerinde kalan bütün hısım ve akrabası ona ağlarken ölü yerin altından gülerek çürür… Her şey fani iskeletin dişlerinde tahaccür eden bu tebessüm ebedidir.
Maddi sorunlar, dışlanmışlık ve başkalarının meydana getirdiği tehlike durumunu aşmak için toplumsallaşma ihtiyacı duyan insan; bunu bir güvence olarak gördüğü için zaman zaman kendi bireysel özgürlüğünü de ortadan kaldırmayı göze almaktadır.
“Genç ayaklarının altına serdiğim bu arzular vadisine adım atmaktan niçin çekiniyorsun ? Gözlerini okşayacak ne büyülü manzaralarım,kulaklarına fısıldayacak ne tatlı sırlarım,hevesli burnuna serpecek ne kendinden geçirecek çiçeklerim var.. Benden yüz çevirip de niçin o korkunç çukura dönüyorsun? Ben sana gülerken sen bana kaşlarını çatarsan sonra pişman olursun.”