l Paulo Coelho gençken anne ve babası tarafından üç kez akıl hastanesine gönderildi ve aylarca hastanede kaldı. Sakinleştiriciler ve elektroşok verilerek tedavi uygulanmaya çalışıldı. Yazarımızın bu deneyimleri üzerine kurulu bir kitap.
l Bir insan neden ölmek ister? Sevgisizlikten mi? Parasızlıktan mı? Yoksa toplumun belirlemiş olduğu güzellik ölçütlerine kendini uygun bulamadığından mı? Peki tüm bunlara sahip bir insan yine de ölmek ister mi? Veronika'nın hikâyesini tam da burada başlatır Paulo Coelho. Kitap kendini bulamamışlığın, kendini gerçekleştirememişliğin verdiği o acı hissiyatla karşılıyor okuru. Daha en başta okurun kendisine dönüp bakmasını istercesine, kitabın bir arayış olduğunu sezdirircesine...
l Veronika, gençliğinin baharında her istediğine sahip görünse de hayatının anlamsızlığından şikayetçi ve mutsuz biri. Bu mutsuzlukla başarısız bir intihar girişiminde bulunup kendini akıl hastanesinde bulur. Yatırıldığı hastanede çok az ömrü kaldığını öğrenir. Oradaki insanlarla kurduğu ilişkiler kendini bulmasını, kimliğini keşfetmesini sağlar. Ancak çok az ömrü kaldığını öğrenen Veronika, ölüm karşısında korku ve acizlik duymaya başlar. Düşünsenize kişiliğinizi buldunuz ama ölüm kapınızda. Yarın öbür gün gidiyorsunuz. Ne düşünür nasıl hissedersiniz?
l Tam bu noktada işte Şükrü Erbaş'ın bu dizeleri döndü durdu zihnimde. Benliğini bulmuşken, kendini yaşatacak sebebi görmüşken geride dünyayı bırakarak nasıl ölür insan? Veronika'nın yaşadıkları bizlere uzak değil. Bir cesaretle verdiği intihar kararı, başarısız girişimi ve akıl hastanesinde yaşadıkları hepimiz için güzel bir ders niteliğinde.
l Ayrıca kitapta sadece Veronika’nın değil, deliler hastanesindeki diğerlerinin -şizofrenlerin, panik atak geçirenlerin- hayatlarına da değinilmesi hoşuma giden bir
l Paulo Coelho gençken anne ve babası tarafından üç kez akıl hastanesine gönderildi ve aylarca hastanede kaldı. Sakinleştiriciler ve elektroşok verilerek tedavi uygulanmaya çalışıldı. Yazarımızın bu deneyimleri üzerine kurulu bir kitap.
l Bir insan neden ölmek ister? Sevgisizlikten mi? Parasızlıktan mı? Yoksa toplumun belirlemiş olduğu güzellik ölçütlerine kendini uygun bulamadığından mı? Peki tüm bunlara sahip bir insan yine de ölmek ister mi? Veronika'nın hikâyesini tam da burada başlatır Paulo Coelho. Kitap kendini bulamamışlığın, kendini gerçekleştirememişliğin verdiği o acı hissiyatla karşılıyor okuru. Daha en başta okurun kendisine dönüp bakmasını istercesine, kitabın bir arayış olduğunu sezdirircesine...
l Veronika, gençliğinin baharında her istediğine sahip görünse de hayatının anlamsızlığından şikayetçi ve mutsuz biri. Bu mutsuzlukla başarısız bir intihar girişiminde bulunup kendini akıl hastanesinde bulur. Yatırıldığı hastanede çok az ömrü kaldığını öğrenir. Oradaki insanlarla kurduğu ilişkiler kendini bulmasını, kimliğini keşfetmesini sağlar. Ancak çok az ömrü kaldığını öğrenen Veronika, ölüm karşısında korku ve acizlik duymaya başlar. Düşünsenize kişiliğinizi buldunuz ama ölüm kapınızda. Yarın öbür gün gidiyorsunuz. Ne düşünür nasıl hissedersiniz?
l Tam bu noktada işte Şükrü Erbaş'ın bu dizeleri döndü durdu zihnimde. Benliğini bulmuşken, kendini yaşatacak sebebi görmüşken geride dünyayı bırakarak nasıl ölür insan? Veronika'nın yaşadıkları bizlere uzak değil. Bir cesaretle verdiği intihar kararı, başarısız girişimi ve akıl hastanesinde yaşadıkları hepimiz için güzel bir ders niteliğinde.
l Ayrıca kitapta sadece Veronika’nın değil, deliler hastanesindeki diğerlerinin -şizofrenlerin, panik atak geçirenlerin- hayatlarına da değinilmesi hoşuma giden bir
İlk kitabım Kayıp Kelebeği Bulmak 2023 yılı ilk kitap kategorisinde 12. Oldu. Destekleriniz için çok teşekkür ederim. Finale kalmak büyük bir mutluluk benim için.
Bu sevinci buradaki ailemle paylaşmak istedim.
Sizlere kelebek bahçesinden çokça selam olsun..