romanın ve filmin kahramanı dorian grey çok yakışıklı genç bir adamdır. ressam basil, dorian'ın hayranıdır, onun güzelliğinden çok etkilenir ve sanatında yeni bir akım oluşturduğuna inanır.
dorian, basil'in arkadaşı lord henry wotton ile tanışır ve onun dünya görüşünden adeta büyülenir. lord henry, hayatta en önemli değerlerin zevk ve güzellik olduğunu düşünür ve hazcılık üzerine kurulu bu düşüncelerini dorian'a anlatır. dorian bunun üstüne güzelliğini bir gün yitireceğini fark eder ve ağlayarak onun yerine basil'in çizdiği resminin yaşlanmasını ne kadar çok istediğini dile getirir.
dorian'ın bu dileği gerçekleşir. tıpkı faust efsanesi'nde olduğu gibi, tıpkı faust'un daha çok bilmek adına ruhunu şeytana satması gibi, dorian da haz ve ölümsüz güzellik için şeytana ruhunu satar.
portresi işlediği her günahın izini taşımak üzere işaretlenir ve bu günahların her biri portresinde kusur veya yaşlanma belirtisi olarak yer alır.
dorian, çarpık ilişkilerle dolu bir hayat yaşar ama bir türlü yaşlanmaz. ona aşık olan sybil ile beraber olur ancak lord henry'nin ona sunduğu farklı dünyalar daha baskın gelir ve sybil'e verdiği sözleri yerine getirmeyince sybil intihar eder.
bu eserde eşcinsel öğelere de yer verilmiştir. eserin yazıldığı yıla bakıldığında yalın bir dille eşcinsel öğelerin kullanılması bir devrim niteliğindedir.
dorian grey karakteri sapkınlıkla ağır ruhsal bozukluk arasında bir yerde yer almaktadır. dorian'ın çocukluk hayatı ile ilgili çok az şey bilmemize rağmen çok katı ve yargılayan bir dede ile büyüdüğünü çocukluk anılarının tek-rar canlanmasından anlıyoruz.
anılarında yer alan dedesi çok katı, mükemmeliyetçi, benliğini ezen ve yok eden bir üstbenlik profili çizmektedir.
katı ve cezalandırıcı dedesi ile yaşadığı örseleyici deneyimler dorian'ın benliğinin