Bende Leyla gibi hissizleştim. “ Uzun zamandır hissizleşmiş olmasaydık , bu dehşete dayanamazdık (Syf 100) “
İlk sayfalarda bir kadın olarak, daha sonra kadından öte bir “insan” olarak gözyaşlarımı tutamadım. Daha sonra bende Leyla gibi hissizleştim. Sayfalar ilerledikçe sizde kirleniyorsunuz. Her kelime her cümle ruhunuza bir leke gibi yapışıyor, çıkaramıyorsunuz. “Önce banyo küvetine girdim ve tepeden tırnağa sabunlandım. Tekrar tekrar. Ama pislik içimin derlinliklerindeydi (syf 120) “ bende de o misal işte, kitap bitti ama pislik içimde bir gölge gibi pusuya yattı.
Bir insanın acılarını anlamak için “yaşamak” gerekir. Leyla bunu size yeterince yaşatıyor. Hayatın sillesini bir kez daha yemek için okunması gereken bir kitap. O sille bize öyle bir ders versin öyle bir iz bıraksın ki onsuz bir daha yaşayamayalım.
Etkisinden çıkamayacağınız gerçek bir yaşam öyküsü...
“Eğer insan milyonlarca ve milyonlarca yıldızın içinde tek bir örneği bulunan çiçeği severse, o yıldızlara baktığında mutlu olur. Kendi kendine şöyle der: ‘işte benim çiçeğim bunlardan birinde...’ “