"Doğrusu okumak gibi tatlı bir şey yok! Başka her şey insanı kitaptan daha çabuk yoruyor!.. Kendi evim olduğu zaman müthiş bir kütüphanem olmazsa mutsuz olurum."
Amok Koşucusu | Kitap Yorumu
Zweig bu kitabında da insan psikolojisini okura tam anlamıyla ilmek ilmek işliyor. O kadar az sayfadan bu kadar yoğun duygular hissettirebilmesini işinin erbabı olmasına bağlıyorum. Kitapta bir kadına yardım edememekten dolayı vicdan azabı çeken bir doktoru anlatıyor. Bu vicdan azabı öyle bir boyuta ulaşmış ki doktor kendi halini amok koşucusuna benzetiyor. Amok koşucusu; çıldırma haline gelmiş insandır. Kaybedecek hiçbir şeyi yoktur ve çıldırma aşamasına gelene kadar koşar amok koşucusu. Yani kendi gücünü tüketene kadar savaşır ve gücünü tükettiği şey uğruna en sonunda ölür. Kitabımızda da baş karakter doktorun bir amok koşucusuna benzetilerek geçirdiği olay anlatılıyor. Zweig severlerin bu kitabı da beğenerek okuyacağını düşünüyorum.
*
*
*
Herkes en azından bir parça delirir.
*
*
*
Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.
*
*
*
Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet.
*
*
*
İnsan eğer her şeyi kaybettiyse, sona kalan şey uğruna çılgınca savaşır.
Taş Meclisi | Kitap Yorumu
Baş döndürücü bir Grangé kitabı daha.. Şimdi kitabın konusuyla ilgili ne söylesem spoiler olur. O yüzden sadece muhteşem bir gerilim/macera okuduğumu, aşırı bir bilgi yüklenmesi yaşadığımı söylemekle yetiniceğim. Grangé, gazeteci-araştırmacı kimliğini o kadar güzel şekilde yansıtıyor ki okuyucuya . Müthiş bir coğrafya ve tarih bilgisine sahip. Kitapta , şamanizm , parapsikoloji, Türk Moğol savaşı, nükleer füzyon gibi konuları da derinlemesine ele almış. Söz konusu Grangé olunca yapılacak yorum da kalmıyor.