Daha da öte bilgi, aşkın pervanesidir. Aşka ilişkin bilgi, bilginin kârı değildir. Her şeyden önce aşkta bilgi yanar, yok olur; durum böyle olunca ondan nasıl haber verirsin?
Arkadaşlar mütefekkir, filozof veya düşünürün kullandığı kavramlar sizin tanımladığınız şekilde olmak durumunda olmayabiliyor. Zira bazen tanımlar o şeyin "mahiyetine" yönelik, bazen "amacına" yönelik tanımlamalar olup, bazen yaptığı tanımın bu ikisine de uygun olmayıp kavrama "yeni anlam" kazandırarak fikrini beyân ediyor. Buradaki insan tasavvuru ise "söyleneni olduğu gibi idrak edebilmekten" çok "bildiği şekille idrak edebilmeye" dönebiliyor. Bu durum ise okunan-yazanın anlaşılmasından çok, anladığımı okuruma dönüyor. Bu tarz bir dönüşüm sadece yazara hakarettir okuyana değil...
1 Gözdeki kanlı gözyaşlarımı görüp acımadın
2 Yollarda çiğnenmiş bedenimi görüp acımadın
3 Bu perişan olmuş hâlimi görüp acımadın
4 Dertli âşıkının hâlini görüp acımadın
5 Bir atasözü der ki, gönülden gönle yol vardır.