Resul

Hitabet
Puan vermedi·129 syf.··
2024 2. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2024 17:01
Merhabalar... Diyalogun kısa mahiyeti; -Sokrates -Gorgias -Polos -Kallikles arasında dönüyor. İlk başta, retoriğin mahiyeti tartışıldığı için konuşmaları Gorgias-Sokrates arasında görüyoruz. Bu tartışma retoriğin tanımı ile başlıyor. Ancak tanımı ve kapsamını yetersiz bulduğu için sokrates sorular sormaya başlıyor. Sonra Gorgias'a yönelttiği eleştirilere gülen Polos'un ara girmesi ile Polos-Sokrat tartışmasını görüyoruz. Bu tartışmada Sokrat'ın retorik nedir? sorusuna cevabını, retoriğin dalkavukluk olduğunu ve sanatı tanımlarken ruh-bedenle ilişkili bağlamında sanatlar nelerdir ve bunların altındaki dalkavukluk nelerdir gibi soruların cevaplarını ve Polos'un bunu neden kabul etmediğini tartışmaları eşliğinde görüyoruz. Sonrasında devlet istediğini mi hoşuna gideni mi yapar ve haksızlık/kötülük ile ceza/ruh ilişkisini ele alındığı bir kısım tartışılıyor. Bu tartışmalara ise Üçüncü ve en uzun diyalogun olduğu ama önceki iki konudan çokta bağımsız olmayan Kallikles ile Sokrat'ın diyalogu başlar. Kallikles her ikisini de doğru şekilde eleştirdiğini ama doğa konuşulan yerde yasa, yasa konuşulan yerde doğadan bahsettiği ve yaşlı olmasından dolayı da felsefe ile uğraşmaması vurgusunu belirten Kallikles-Sokrat tartışmasını görüyoruz. Sonucunda da sokrat hem retoriğin sofistikle madalyonun iki yüzünü ifade ettiğini ve gereksiz bir şey olduğunu belirtmiştir. Kitaptaki diyalogu incelediğimiz vakit tartışmanın ana başlıkları olarak; 1- Retorik ve Retorikçinin tanımı 2- Niteliği 3- Önemi 4- Siyasal ve ahlaksal değeri 5- Retorikçi ile sofistin farkı şeklinde tasniflendirebilirim. Genel olarak baktığımda ise ilk olay Gorgias'a sanatının ne olduğu sorulunca Polos kenardan atlayarak 'sanatı eşsizdir' cevabını vermiştir. Burada ise Sokrat araya girerek biz onun sanatının niteliğini
Felsefe
GorgiasPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,877 okunma
Reklam
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2023 20:42
Merhabalar. Bu eser iki bölümden oluşuyor. Bu bölümlerden ilki 'Şölen', ikincisi ise 'Dostluk' şeklinde isimlendirilmiştir. Şölen Buradaki konuşmanın ana teması 'Sevgi Nedir?' sorusunu açıklamaya yöneliktir. Konuşma ise o zamanlar için ünlü tragedya yazarı Agathon'un evinde gerçekleşmiştir. Zaferini kutlama adına dost gördükleri toplayan Agathon'un davet ettiklerinden birisi de Sokrates'ti. Agathon'un evinde geçen bu konuşmayı anlatan kişi ise yolda geçerken Sokrates'in davet ettiği, en yakın dostlarından ve talebesi olan Apollodoros ağzından dinliyoruz. Eski Roma'da iki oturumlu bir toplantıdır vardır ve bu toplantının ilk faslına 'Deipnon' denir ve yemek ile başlanır ve konuşulmaz. İkinci faslı ise bahsi geçen 'Sevgi ve Eros' üzerinden 'Symposion' denilen hem içmenin olduğu hem de konunun tartışıldığı fasıl başlar. Konuşma sırası ise şu şekilde; 1-) Phaidros: Lysias'ın talebelerindendir. Ona göre Sevgi, En eski duygu ve tanrı'dan gelmedir. Zira Phaidros'a göre sevgi olmadan insan bir şeyi başaramaz. Bununla birlikte İnsan ve tanrıların eylemlerine yön verir. Hayat ve ölümde erdemi sağlar. Çünkü sevgi dışında hiçbir şey güzel yaşamayı sağlayamaz. 2-) Pausanias: Ona göre sevgi tek çeşit olmamakla birlikte övülmeye değer sevgiyi açıklar. Bunu açıklarken mitoloji'ye yönelir. Zira arzularına düşkün olan ile tanrısallığı kapsayan Aphrodite'leri anlatarak asıl olması gereken sevginin erdemi getiren, sevgi ile erdem bir araya gelirse de kişi yaşamında en üst perdeye ulaştırdığı sevginin övülür olduğunu savunur. Zira tanrılar için aslolan sevenin sevdiğine gösterdiği sevgiden çok birbirlerine bağlayan bi-zatihi sevginin kendisidir. 3-) Eryksimakhos: Kendisi hekimdir. Buradan yola çıkarak sevginin mahiyetini açıklar. Önce ilk iki sıradakilere işaret ederek 'sevgi'nin
Felsefe
Şölen - DostlukPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20195,2bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2023 9. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2023 17:41
Merhaba arkadaşlar. Uzun zamandır yazmadığım incelemeyi Demokritos ile tekrar başlatmayı düşündüm. Demokritos, M.Ö 460-370 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen ve Pre-Sokratik dönemin son döneminde yaşayan ünlü bir filozoftur. Abdera'da doğduğu düşünülen Demokritos, zengin bir aile içerisinde yetişmiştir. Babası vefat edince kendisine kalan mirası Hindistan, Mısır, Babil vs. gibi bölgelere giderek astronomi, matematik gibi ilimleri öğrenmek için harcamıştır. Kendisine ''Gülen'' ve ''Deli'' lakapları verilen Demokritos'un hocaları Leukippos ile asırdaşı olan Anaksagoras'tır. Zira bu ikilinin temel düşüncesi 'atomcu' felsefenin temelini oluşturuyordu. Demokritos ise hem kendinden önceki atomcu anlayışı bir araya getirmesi hem de modern dönemdeki atomcu anlayışın temelini oluşturmasından dolayı önem arz etmektedir. Ancak yazmış olduğu bir çok esere rağmen elimizde fragmanlarının kalmasının temel sebebi, atomcu felsefesi Hristiyanlık düşüncesine tamamiyle ters oluşu ve Platon'un düşüncesinin de Yeni Eflatunculuk üzerinden Hristiyanlığa da tesir etmesidir. Epistemolojik açıdan bakıldığında Demokritos, Duyusal ve Muhakeme olmak üzere bilgiyi elde etme yollarını ikiye ayırmıştır. İlk olarak ,'duyusal olarak bir şeyin hakikatinin kavranabilmesi mümkün mü?' sorusuna varlığın sürekli akış halinde olması hasebiyle duyusal olarak kavranamayacağını, bundan dolayı ortaya çıkacak sayısız değişkenlikten dolayı bilinemeyeceğini ve varlığın hakikatinin dipte olduğunu belirtir. Dipte bulunan hakikatin ise duyusal bilginin ölçülüp kavranacağı 'Muhakeme' ile gerçekleşeceğini belirtir. Zira o 'Sersemlemiş ruhunun dizginini muhakeme ile kov' derken hakikatin ve bilgeliğin ancak bu şekilde gerçekleşeceğine işaret etmiştir. Ontolojik düşüncesi, Metafiziğiyle iç içe şeklinde
Felsefe
Atomcu Felsefe FragmanlarıLeukippos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019253 okunma
Puan vermedi·329 syf.··
2022 31. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2022 17:03
Felsefe dediğimizde kimi grup için sadece kuru bir "nazarî" düşünce olarak adlandırılırken, bazıları sadece pozitivist yaklaşımda bulunur ve bu tartışmaları sebepsiz bulurken, bazı gruplar gerçek felsefeci olmayanları da felsefeci olarak adlandırmakta ve ilk felsefe olan "metafizik" hakkında düşünce faaliyeti gerçekleştirmeyen kimselere de felsefeci demiş bulunuyor. Lakin gerçek felsefe adlandırılmasına baktığımız zaman bu "Platon" ile başlar ve öncesindekiler için böyle denmez. Belki Thales ile bilim tarihi baslatılabilir ama gerçek felsefe "Metafizik"tir. Felsefe, bilimi aşan problemler hakkında serbest bir düşünce ile disiplinli ve sistemli araştırma tarzı olarak adlandırılabilir. Mahiyeti ise evren ve âlem hakkında ne kadar bilgi elde edebiliriz. Bu bilgiyi elde ederken sadece akılla sınırlandırılmaksızın başka şekillerde varlığın hakikatine dair bilginin elde edileceğini belirtilir. Ortaçağ'da yer alan İslâm düşüncesi kadim geleneği hakikate dair araştırmalar arasında tercümelerle öğrenmiş ve almış, İslâm içerisinde eritmiş ve bir medeniyet inşâ etmiştir. Skolastik hristiyanlığa nazaran diğer kültürlerle etkileşimleri olsun, kelam-tasavvuf-islam filozofları arasinda meydana gelen çekişmeler olsun, yapılan bilimsel faaliyetler olsun batıya yön vermiştir. Bu akış süreci içerisinde ortaya çıkanlar arasında ise merkezde genel olarak İbn Sinâ-Farabi-İbn Rüşd gibi filozoflar İslam Felsefesinde temel teşkil ederler. Bunun dışında bir çok filozof olmakla birlikte bu dönemde modern dönemin oluşunun temeli atılmaktadır. Giriş kitabı olarak dikkatle okunup, başlangıç için iyi bir eserdir. Ama mantıkçı birisinin yazdığı ise eserde belli. Çünkü bazı konular hakkındaki tasnifler eserlerde bulunanlardan farklı. Aynı şekilde kullanılan lafızlardan filozofun söylemi
Felsefe-Düşünce
Anahatlarıyla İslam FelsefesiNecip Taylan · Ensar Neşriyat · 202075 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2021 109. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2021 23:03
"Müslüman erkek ve kadının ilmi talep etmesi farzdır." ya da "Çin'de de olsa ilmi alınız." Hadislerince toplum içinde oluşumun, şuurun, kavrayışın temel ölçülerinden 'İlmi aramak ve bulmak' toplum içinde ihya ve inşa etmek için gönderilen -halife- makamında bulunan insana farzdır. Kitabımız ise İmam Tirmizi'nin -İlim Babı- üzerine yazılmış olup, giriş-sonuç ve 3 bölüm olmak üzere 5 kısma ayrılmıştır. Çalışma ve Çabalamanın önemiyle başlayan kitabımız ilk bölümde öğrencinin ilmi talep ederken riayet etmesi gereken konulara, hocaların riayet etmesi gereken konulara, eserlere değinerek başlar. İkinci bölümde -İlim Babını- almış olduğu yazarın hayatı, eserleri ve ilim babını ele almış olduğu kitap olan Sünen-i Tirmizî kitabını tanıtır. 3. Bölüm ise en önemli noktadır. Burada İmam Tirmizi'nin hadisleri ve diğer verdiği senetleri, kullandığı ıstılahları, hadis metnindeki kavram vs. Kısa açıklamalar yapılmış, bu açıklamaları yaparkende açıklama yaptığı kısımla alakalı bölümler açmıştır. Sonuç kısmı ise özet şeklinde bitirmiştir. Genel olarak hadis açıklamalarında senet ve metin tenkidi yapılırken kavramlar hakkında bilgisi olmayan kimselerin sıkılabileceği, bilgisi olanlara ise ziyadesiyle birşeyler katabilecek güzel bir çalışma. Ama bu senet ve metin tenkidi kısmını atlayıp, hadis açıklamalarını okumak ve metindeki yazılanlara kavram haritası oluşturmak, hadislerde bizlere anlatılmak istenenlere farklı bakış açısı yakalamak için okumak isteyenlere ise yine fayda sağlayacağını düşünüyorum.
Din
İlim ve AlimSelim Demirci · Nobel Akademik Yayınları · 20206 okunma
Reklam