📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kapitalizmin gelişmesi bir işçi hareketi yaratır.Aydının hiçbir payı yok bu hareketin doğuşunda . Sendikacılık hiçbir zaman aydınların kılavuzluğunu istememiştir ama aydınlar sendikalara üşüşmüşlerdir.Böylece hareketi şuurlandırmış, daha doğrusu ona yepyeni bir mânâ kazandırmışlardır .Yani devrimci bir doğrultuya yöneltmişlerdir hareketi.İşçiyi kazanmak amacıyla demagoji yapmış,dalkavukluğa başvurmuş,tutamayacağı vaatlerde bulunmuşlardır. Aydınlar olmasa ,işçi hareketleri böyle bir istikamet alamazdı.
Düşünce,mutlular için bir lüks ,eksiklik duyan için ihtiyaç.Kitapla hayat ,nazarî bilgi ile günlük rutin arasındaki uçurum doldurulmadıkça , tefekkür iki kutuptan birine yönelecektir.Ütopya veya beyin yıkama.
Hür düşünce,bir yokluk duygusundan , ılımlı bir sosyal tedirginlikten ,bir dengesizlikten doğar.Kendine özgü bir tedirginlik bu .Bir çeşit aydın hastalığı.
Kitaplardakilerle ,yaşanan gerçek arasındaki uçurum entelektüeli yaralamaktadır. Artık o,kutsiyetine inandığı bir davanın alemdarı değil,muzdarip bir vicdandır. Karşısında iki yol var: Kurulu düzenin yalanlarını ilmileştirmek,yani bir hakikat çarpıtıcısı,daha doğrusu bir çoban köpeği olmak veya ezilenlerin yanında yer almak ,her haksızlığa karşı gelmek, her yalanı susturmak ,her samimiyetsizliği ifşa etmek .Demek ki namuslu aydın, kucağında yaşadığı çevreye uymayandır.