Kürk Mantolu Madonna kitabını aslında Bülbül Kapanı sayesinde okumaya karar verdim. Orada bir alıntisini görünce merak etmiştim ve okuyunca neden bu kadar sevildiğini anladım.Başta bana sadece hüzünlü bir aşk hikâyesi gibi gelmişti ama ilerledikçe insanların iç dünyasını anlatan çok farklı bir kitap olduğunu fark ettim.
Kitapta Raif Efendi adında sessiz, içine kapanık bir adamın geçmişi anlatılıyor. Herkes onu sıradan biri gibi görüyor ama aslında içinde çok büyük duygular taşıyor. Gençliğinde Berlin’e gidiyor ve orada Maria Puder ile tanışıyor. Maria diğer insanlardan farklı bir karakterdi; güçlü, özgür ve kendine güvenen biri gibi hissettirdi bana. Zamanla aralarında çok özel bir bağ oluşuyor ama yaşanan olaylar onların hayatını değiştiriyor.
Ben en çok Raif Efendi’nin yalnızlığından etkilendim. Çünkü bazen insanlar dışarıdan çok sakin görünse bile içlerinde bambaşka şeyler yaşayabiliyor.(benim gibi biraz tanıdık geldi) Kitapta aşk dışında yalnızlık, kırgınlık ve anlaşılmama duygusu da çok güçlü hissettiriliyordu.
Kitabın dili çok ağır değildi, bu yüzden okurken sıkılmadım. Bazı cümleler kısa olmasına rağmen insanı düşündürüyor. Özellikle duyguların anlatıldığı yerler çok etkileyiciydi.
Bence Kürk Mantolu Madonna sadece bir aşk kitabı değil. İnsanın içine dokunan, bittikten sonra bile etkisi kalan bir kitap.