Tübingen'de bir grup araştırmacı, fMRI aletinin içindeki katılımcılara 2 ile 6 Hz tempolara
sahip olan bir dizi klik sesi dinletti. Neticede ayrı ayrı beyin bölgelerinin frekansa duyarlı olduğuna kanaat getirdiler: Örneğin klik uyaranları hızlandığında beyincikteki aktivite artıyordu. Ne var ki özellikle açık bir şekilde ortaya çıkan şey şuydu: Sol ve sağ anterior
insular korteks, frekansa bağlı olarak birbirine ters bir aktivasyon sergiliyordu. Hız arttığında sol insulada, hız azaldığındaysa sağ insulada daha fazla aktivite görülüyordu. Müzikte ritim ve tempo temelde hareket (özellikle dansta), kalp aktivitesi, solunum ve duygularla bağlantılıdır. Bütün bu bileşenler -tempo, zaman, duygular ve bedenle ilgili hisler-insular korteksin gerçekleştirdiği işlevlerde bir araya gelir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Duyusal mahrumiyet koşullarında zaman duygusu yok olmaz. Ne var ki, daha uzun süreler söz konusu olduğunda zaman oryantasyonu hiç şüphesiz bozulabilir. Nitekim böyle bir durumda saatler geçiren katılımcılar tankta geçirdikleri zamanı daha sonra epey azımsamışlardı. Süreç boyunca herhangi bir olay olmadığı -dolayısıyla geride daha az anı bıraktığı- için katılımcılar çoğunlukla tankta geçirilen zamanı gerçekte olduğundan çok daha az tahmin etmişlerdi. Öte yandan tanktayken zamanın (nahoş bir şekilde) yavaş geçtiğini hissetmişlerdi. Tecrit tankında zaman algısı bilinçteki ve bedensel durumlardaki değişikliklere bağlıdır. Zaman özellikle yavaş geçiyormuş gibi tecrübe edilir çünkü dikkat dağıtacak bir
şeyler yoktur; diğer duyuların aksine yalnızca beden duyusu aktiftir.
Bugün birçok alanda örtük olarak aranan mesleki beceri, hayatın ve işin artan hızını öznel olarak kontrol edebilme yetisi. Şayet kontrolü elimizde tutabilirsek, başka şeylere -ve kendimize- vakit ayırabiliriz.
Hızlanmayı eleştirenler hayatın hızlanan örüntülerinin yaygın bir şekilde dile getirilen bir rahatsızlığın "gerçek anlamda" yaşayamadığımız hissinin neden olduğunu öne sürüyorlar.