"Umarız ölmeden önce çoğumuz yaşlanacağız, ama yaşlılık, pek öyle hanım evlatları için olmadığı söylenen zorlu bir süreç: Acı verici. Çocuklarımızı bile tanıyamayacak kadar ciddi olan bir bunaklık. Çoğunlukla yalnız başına, hatta kedi mamasıyla geçirilen akşam yemekleri. Emekliliğe zorlanmak; kolostomi torbaları; artık emirlerimizi dinlemeyen kaslar; yarı yolda bırakan organlar; bizi görmezden gelen çocuklar; en çok da sonunda, tam da büyüyüp kendimizi sevmeye başlamışken, hem sevip, hem oynayabilirken, dönülmez günün akşamına az kaldığını, vaktin artık
çok geç olduğunu bilmek." Robert M. SapolskyZebralar Neden Ülser Olmaz?
Bu zaruret hiçbir şekilde hayatın neşeli, mutlu ve yeterince yaratıcı olmasına mani bir durum değil; ama tek yapacağımız öğrenmek, dikkat etmek ve yöntemli yaşamaktır.
Yine de beni umutsuz sanma, çok şikayet ediyoruz ama benim zamanımda gençliğin bu kadar potansiyeli yoktu. İşte koleji bir sürü çocuk vardı; İngilizce öğrenmiş, okulu bitirir bitirmez Amerika'ya kaçmış. Şimdi mesela Rusça ve Farsça öğrenenler bile var. Renk renk gençler yetişiyor. Bunlardan yararlanacağız. Bu gençler öne çıkınca, her yer birbirine benzemekten çıkacak. Daha dolu dolu bir ülke olacağız. Umudum budur.
Bir insan düşünün… Sadece bir tarihçi değil; kelimeleriyle geçmişi dirilten, aklıyla yol gösteren, zekâsıyla hayran bırakan bir öğretmen. Onu dinlerken insan yalnızca tarih öğrenmezdi, düşünmeyi öğrenirdi.
Bugün içimde tarifsiz bir boşluk var. Sanki kütüphanemin bir rafı değil, koca bir çağ eksilmiş gibi hissediyorum.
Onun sesi, bilgeliği, o kendine özgü anlatımı… Bir daha yeni bir cümlesini duyamayacak olmak insanın kalbine dokunuyor.
Çünkü bazı insanlar yalnızca bir insan değildir; bir kültürdür, bir hafızadır, bir ışık gibidir.
O ışık söndüğünde dünya biraz daha kararıyor.
Ruhu şad olsun.
Geride bıraktığı bilgi, eserler ve zihinlerimizde açtığı kapılarla yaşamaya devam edecek.
İlber Ortaylı