Rhovanion

Rhovanion
@Rhovanion
“İyi sorular bilimdir, veri gerçektir, sistem çözüm getirir.”
Tek Boyutlu Tensörlerle Evrişimsel Sinir Ağı
CNN'ler temel olarak görüntüler ve videolarla çalışmak için tasarlandığından doğal olarak 2D ve 3D tensörler kullanır. Genomik dizi verileri ise çoğu kez 1D boyutludur. Yani her bir örneklem için m markörden oluşan bir SNP vektörü söz konusudur. CNN'lerle 1D tensörleriyle de çalışılabilir. Bu şekilde 1D tensörler uzamsal verideki zamansal ilişkileri yakalamak için kullanılabilir olsa da genomik verilerde markörler arası yerel örüntüleri de yakalayabilirler. Bir dizide belirli bir konumda öğrenilen bir bilgi farklı bir konumda daha iyi hâle getirebilir. Bu nedenle genomik dizilerde daha kısa sabit uzunluklu bölümlerden ilginç özelliklerin yakalanmasında ve özelliğin dizi verileri içindeki belirli konumunun önemli olmadığı durumlarda kullanışlıdır (Montesinos López ve ark., 2022).
Sayfa 489
Genetik
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
William Beecher Scoville ve çalışma arkadaşları, H.M.’nin beyninde epilepsiden etkilenen bölgeyi belirlemek amacıyla çok sayıda test uyguladılar. Amaç, bu bölgeyi tespit edebilmek ve cerrahi müdahale ile çıkararak epileptik nöbetleri durdurmaktı. Ancak yapılan testler sonucunda bekledikleri gibi belirgin bir odak saptanamadı. Bunun üzerine Scoville, “deneysel” bir yaklaşımla H.M.’nin beyninin hem sağ hem de sol yarım küresinde bulunan, denizatı şeklindeki hipokampus ve çevresindeki dokuları cerrahi olarak çıkardı. Ameliyat, hedeflenen cerrahi amaç açısından başarılıydı. Scoville, çıkarmayı planladığı dokuyu başarıyla almış ve operasyon H.M.’nin epileptik nöbetlerini büyük ölçüde azaltmıştır. Ancak bu müdahale, beklenmedik ve son derece önemli bir yan etkiye yol açtı: H.M., ameliyat sonrasında yeni bilgileri kalıcı olarak hafızasında tutamaz hale geldi
Bilim
Uyku ve Öğrenme İlişkisi
Walker ve ekibinin çalışmaları, öğrenme, hafıza ve uyku arasındaki ilişkiye dair oldukça dikkat çekici sonuçlar ortaya koymuştur. Bu çalışmalara göre, öğrenmeden önce yeterli uyku almak hafıza oluşumunu önemli ölçüde olumlu yönde etkilemektedir. Buna karşılık, yeterince uyumadan öğrenilmeye çalışılan bilgilerin kalıcı hafızaya aktarılması büyük ölçüde zorlaşmaktadır. Deneylerden birinde, yeterli uyku almış ve uykusuz bırakılmış deneklere onar kelimeden oluşan üç farklı grup sunulmuştur. Bu kelime grupları duygusal içeriklerine göre pozitif, nötr ve negatif olarak sınıflandırılmıştır. Daha sonra deneklere yine pozitif, nötr ve negatif özellikler taşıyan yeni kelimeler gösterilmiştir. Belirli bir süre geçtikten sonra, deneklerin bu kelimeleri ne ölçüde hatırlayabildikleri ve özellikle eski kelimeler ile yeni kelimeler arasındaki ayrımı ne kadar başarılı yaptıkları değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, uyku eksikliğinin öğrenme etkinliğini yaklaşık %40 oranında azalttığını göstermiştir. Daha dikkat çekici olan ise, uykusuzluğun en belirgin olumsuz etkisinin pozitif kelimeler üzerinde görülmesidir. Buna karşın, nötr kelimeler en az etkilenen grup olmuştur. İlginç bir şekilde, uykusuz kalan bireylerin negatif kelimeleri daha iyi hatırladığı gözlemlenmiştir. Bu bulgular, uykusuzluk ile depresyonun sıklıkla birlikte görülmesi olgusunu da destekler niteliktedir.
Sayfa 136
Bilim
Uyku ve Yetişkinlik
Uykunun 4. safhası en çok bebeklerde görülürken, ileri yaşlarda en az düzeydedir. Bu durum, genellikle 35 yaşından sonra hem uyku süresinin hem de uyku kalitesinin azaldığını göstermektedir. Yaş ilerledikçe uyku döngülerinin sayısı artar, daha sık uyanılır; daha da önemlisi, derin uyku olarak adlandırılan ve delta dalgalarının yayıldığı evrenin süresi belirgin şekilde azalır, hatta bazı durumlarda ortadan kalkabilir. Onlu yaşlardaki bireyler yetişkinlere göre daha fazla uykuya ihtiyaç duyar. Ancak yapılan çalışmalar, bu yaş grubundakilerin yaklaşık %80’inin yeterli uyku uyumadığını göstermektedir.
Sayfa 130
Bilim
11 günlük uykusuzluk deneyi
1964 yılında, Randy Gardner adında 17 yaşındaki bir lise öğrencisi, bir bilim yarışması için aralıksız 264 saat (11 gün) uykusuz kalarak bir rekora imza attı. Gardner’ın bu girişimi, uyku araştırmacısı William Dement tarafından bilimsel yöntemlerle takip edildi. Bu süreçte Gardner’ın sağlık durumu da John Ross tarafından belgelendi. Gardner, bu süre boyunca uyanık kalmak için hiçbir ilaç kullanmadığı gibi kahve dahi içmemişti. Dement’e göre bu deney, ekstrem uykusuzluğun; yorgunluğa bağlı duygusal durum değişiklikleri (sinirlilik, duygusallık, konsantrasyon güçlüğü vb.) dışında önemli bir etkisinin olmadığını göstermişti. Nitekim deneyin onuncu gününde Dement ile Gardner pinpon oynamış ve oyunu Gardner kazanmıştı. Öte yandan Gardner’ın sağlık durumunu takip eden John Ross’un raporu farklıydı. Ross, Gardner’da duygusal değişikliklerin yanı sıra konsantrasyon problemleri, kısa süreli hafıza sorunları, paranoya ve halüsinasyonlar gözlemlemişti. Deneyin dördüncü gününde Gardner, kendini Amerikan futbolunun ünlü isimlerinden Paul Lowe sanmış; cadde üzerindeki bir direği ise insan zannetmişti. On birinci gün, kendisinden 100’den başlayarak sürekli 7 çıkarması istendiğinde 65’te durmuş; neden durduğu sorulduğunda ne yaptığını unuttuğunu söylemişti. Buna rağmen, son gün gerçekleştirdiği basın toplantısında Gardner son derece sağlıklı görünüyordu ve konuşması da düzgündü. Rekorunun ardından aralıksız 14 saat 40 dakika uyumuş, gece saat 10 civarında uyanmış ve 24 saat daha uyanık kalmıştı. Ancak sonraki günlerde günde sekiz saat düzenli uyumaya başlamıştı.
Sayfa 128
Bilim