Bazıları bir problemle karşılaştıklarında onu aşırı gayret ve çalışma ile çözebileceklerini düşündüklerini ama asıl çözümün beklenmedik bir şekilde aniden kafalarında belirdiğini ifade ediyor
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Serap Sütbeyaz, Güneş Yavuzer ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışma, normalde uygulanan programa ek olarak felçli hastalara ayna tedavisi uygulanmasının felçli uzuvların iyileşmesini artırdığını ortaya koydu. Bu ve benzeri çalışmalar, Ramachandran’ın çalışmalarının ve ayna tedavisinin fantom uzuv dışındaki bazı hastalıkların tedavisinde de etkili olabileceğini göstermektedir.
Felç olan kolun beyinden gelen komutu yerine getiriyormuş gibi hareket ettiğini hile ile dahi olsa beyne gösterebilirsek, fantom koldaki felç tedavi edilebilir mi? Bir diğer deyişle, görsel aldatmacayla beyne kolun istenileni yaptığı izlenimi verilirse beynin öğrendiği silinebilir mi?
Bunu yapmanın bir yolu sanal gerçeklikti. Ramachandran, bilgisayar programcısı arkadaşlarına böyle bir şeyin ne kadara mal olacağını sorup iki milyon dolar cevabını alınca bu fikrinden vazgeçti. Olağanüstü karmaşık sorulara çok basit yöntemlerle cevap bulmasıyla takdir kazanmış olan Ramachandran, bu soruna da çok ucuz bir çözüm buldu: 10 dolarlık bir ayna!
Ramachandran " Penfield homunkulusu " haritasına baktığında Sorenson'un neden fantom kolu olduğunu, fantom kolunu neden yüzünde hissettiğini şöyle bir hipotezle açıkladı: " Hasta kolunu kaybedince, normalde elden beynin kolu kontrol eden bölgesine giden sinir uyarılan bir anda durur. Beynin bu bölgesine koldan uyan gelmeyince, bu kez o bölgenin hemen yanı başındaki, yüzü kontrol eden bölgeye gelen uyarılar eli kontrol eden bölgeye de dağılmaya başlar. Böylece hasta kolunu hala hissetmeye devam eder ama fantom kolunu yüzünde hisseder
Nobel Ödüllü Eric Kandel’in fakültemizde verdiği ve hafıza ile ilgili çalışmalarını anlattığı konuşmasını şu cümleyle tamamladığını hatırlıyorum:
“İnanın, güçlü bir hafızaya sahip olmak istemezsiniz. Acı olayları, yaşamınız boyunca yaşandığı andaki tazeliğiyle hatırlamayı hiç ister misiniz?”