Rojda Saçak

Rojda Saçak
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.
8/10
·197 syf.··
Beğendi
·
2019 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2019 19:45
Uyanış ilk olarak ayıplandı ve öfkeyle karşılandı, yazarını mali bir krize soktu ve edebi olarak belirsizliğe sürükledi. Açıkça doğduğu anda ölen bu roman daha sonra kök salarak ve pervasızca yaşamaya devam etti. Şimdi geniş bir okuyucu kitlesi tarafından okunan Uyanış, eleştirmenler tarafından Madame Bovary'nin Amerikan versiyonu olarak ilan edildi. Edna Pontellier, genç bir kadın ve anne olarak kendisini New York'da boğucu bir durumda bulurken, yasalara ve toplumun ahlak kurallarına uymayı reddetmesi onun, Creole toplumunda annelik ve evliliğe yönelik tahrik edici ve genellikle ilerici eleştirisiyle verdiği mücadeleyi hem onaylamayan hem de tuhaf biçimde önceden kabul eden bir dünyayla karşı karşıya kalmasına yol açar. Chopin, kişinin içinde bulunduğu durumunu daha iyi anlaması anlamında 'uyanmak' kavramına dair çarpıcı bir açıklama yapar. Roman, farklı "üretim" ve "yıkım" türlerinin birbirinin içine geçtiği karmaşık yöntemlerle uğraşırken, aynı zamanda bizi, yaşam boyu "uyumaya" devam etmenin daha iyi olup olmadığını merak etmeye davet eder. Chopin'in ele aldığı konu ve gözlemleri ilgi çekici, ve bir çok yönden zamanının ilerisindedir. Fakat Uyanış'ın en ilginç tarafı, bizi zaman kavramı hakkında, kişinin kendi zamanının ya da okuma eylemini gerçekleştirdiği zamanın ilerisinde ya da dışında olması hakkında düşünmeye zorlamasıdır. Okumak da, tıpkı uyanış gibi, tuhaf bir şimdiki zaman ile tanımlanır; uyanış halihazırda yaşanıyor mu yoksa henüz başlamadı mı? Biz okurlar burada ikilemde kalabiliyoruz. İlk fırsatta okumanız dileğiyle...
Edebiyat
UyanışKate Chopin · Zeplin Kitap · 20144,438 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Öngörü Altyapısı
7/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2019 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2019 17:05
1930'da yazılmış romanın yazarı Huxley için "bu nasıl bir karamsar gelecek tasarımı" demekten kendimi alamadım. Günümüz dünyasıyla paralelliği de yadsınamaz bir gerçek. Dünyadaki teknoloji bağımlılığı, kapitalizmin yarattığı görünmez ve fakat iliklerimize işlemiş kast sistemi. Kitapta "şartlandırma" diye bahsedilen ve aslında bireyi, olanlar hakkında düşünmemeye, sadece gereken tepkiyi vermeye iten olgunun, günümüzde eğitim sistemi ve yasalar yoluyla manuel olarak öte yandan toplumsal normlar ve ahlaki yargılar tarafından otomatikman kendini yenileyen sistemin ta kendisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu değerleri insanı kaskatı bırakabilir. Ve soma; elbette ki günümüzün bonzaisiyle karıştırılmaması gereken uyuşturucu. Bu soma denilen illet günümüzde satılmıyor mu acaba? Medya ve din afyonlarının tüpe sığdırılmış etkisi aslında soma. Bir tür uyuşturucu adı altında verilse de bir anda düşünmeyi kesmenizi ve duyarsızlaşmanızı sağlayan bir etmen. Bu tarz insanlara da tahammül gösterilmesi epey meziyetli bir iş canııım. Bizimkiler tüpe sığdırılmış olmasa da bir adım daha önde. Zira bu sistemi, hatalara (*error*) karşı korumakla kalmıyor, bir şekilde yenilenebilirliğini ve sürdürülebilirliğini sağlıyor. Tabii bu iki farklı anlamak lazım. Sanat ve edebiyat'ın yok edilip (yazarken bile tedirgin oldum) yerine getirilen endüstriyel ıvır zıvırların yerine de haftanın her günü ve her saati maruz kaldığınız popüler kültür oyunlarını koyabilirsiniz (Yapmayabilirsiniz). Nerede o eski cumartesi akşamı, oda tiyatrolarında sergilenen klasikler, nerede Acun Medya, nerede Saba Tümer... Öte yandan yazarın o dönemde ideolojik olarak kafasının karışık olduğu (sezmiştim) bizzat kendisi tarafından dile getirilmiştir. Kapitalizmin sosyal ve ekonomik anlamdaki vahşiliği, komünizmin ise toplum olma
Edebiyat
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · Yaba Yayınları · 201073,3bin okunma
Savunma
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2019 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2019 13:11
Mistik, gizemli bir yapıya sahip olan Sokrates, sık sık kendisinden geçer, saatlerce kıpırdamadan dururdu. Evine pek bağlı olmayan, gelişigüzel giyinen, (Berduş gelmesin aklınıza:)) her çeşit insanla ahbaplık kurabilen, kendi evinden çok başkalarının evinde yiyen içen ve yaşayan Socrates, günler boyu çevresindeki insanlarla devleti, hayatı tartışırdı. "Tek bildiğim şey, bilmediğimi bilmektir." Ve "Kendini tanı." diyerek hayata ve felsefeye derinlik kazandırmıştı. Platon'un, Socrates'in ölümünden yıllarca sonra yazdığı yapıt. Kitaptaki "Sokratesin Savunmalarını" çok canlı buluyorum. Karısı "seni nedensiz yere öldürüyorlar" diye ağlarken verdiği, "ne yani? nedeni olsa daha mı iyi olurdu?" cevabı Sokrates'in savunmasına nadide bir örnektir. Hani biz küçükken "abi valla ben yapmadım yaa" türünden bir savunma olduğunu düşündüğüm (Ben yapsam da yapmadım derdim) bir Sokrates eseri. Üç bölümden oluşuyor bu kitap: Birincisi Socrates'in asıl savunmasıdır. İkinci kısımda, yargı çoktan verilmiştir, Sokrates ben bunu zaten tahmin etmiştim der ve biraz daha konuşur. Üçüncü ve son kısımda ise ölüme giderken ki soğukkanlılığını görürüz kendisinin. Hayata ve hiçliği anlamaya dair birtakım ipuçları barındırıyor açıkçası. Esere saygısızlık olmasın ama, ben Sokrates'in yer yer demagojiye başvurduğunu düşünüyorum. Şu soru da akıllara geliyordur büyük ihtimal. Kitapta daha çok "savunma" kavramı baskın olduğu için "Sokrates'e yöneltilen suçlama neydi?" sorusuna tökezlemek bir hayli normaldir. Suçlamalara gelirsek eğer; Sokrates'e yöneltilen suçlama şudur: "Dinsiz, gençlerin ahlakını bozuyor. Devletin tanrılarını yok sayarak, yeni tanrılar yaratıyor, sitenin tanrılarından farklı tanrıları yüceltiyor." Bu suçlamalara karşı istenilen ceza ise ölümdür. Ne kadarı doğru bilinmez doğrusu. Sokrates
Edebiyat
SavunmaPlaton (Eflatun) · Karanfil Yayınları · 201364,8bin okunma