Yazar Fyodor Dostoyevski'nin de "temporal lob kasılmaları" geçirdiği biliniyor. Dostoyevsky bu rahatsızlığının "kutsal bir deneyim" olduğunu düşünüyordu. Biyografisinin yazarı Rene Fueloep-Miller, Dostoyevski'nin epilepsi hakkında şunları söylediğini yazmış: "İçimde şimdiye kadar içimde olduklarından şüphelenmediğim duygular uyanıyor. İhtişam, bolluk ve sonsuzluk hissediyorum." Budala adlı kitabında Dostoyevski, yaşadığı bu deneyimi em ince ayrıntılarıyla anlatıyor: "Her epilepsi nöbetinden hemen önce bir an olurdu... Beyni, mutsuzluğun, ruhani karanlığın ve baskının ortasında her an alev alabilirmiş gibi gelir; bütün yaşamsal güçleri olağan dışı bir hızla en yüksek noktalarına ulaşırdı. Bir şimşek çakmasından uzun sürmeyen bu anlarda hayat hissi, kendiyle ilgili farkındalığı normalin on katına çıkardı. Zihni ve kalbi sıra dışı bir ışıkla dolar; bütün huzursuzluğu, kuşkuları ve endişeleri bir anda yok olur; her şey sakin, huzur dolu, mantık ve anlam yüklü, uyumlu bir neşe ve umut içinde çözülürdü. Ama bu anlar, bu şimşekler, nöbetin başlayacağı o son saniyenin (asla bir saniyeden uzun sürmezdi) habercileriydi. Ardından gelen o saniye elbette dayanılmazdı. Tekrar iyileştiğinde, geri dönüp o anı düşündüğü zaman çoğu kez kendi kendine, bu yüksek duyguların, kendinin bilince olma duygusunun ve dolayısıyla varlığın en üstün biçiminin ortaya çıktığı ani parıltıların ve şimşeklerin hastalıktan başka bir şey olmadığını; normal bir durumun bozulduğunu ve eğer öyleyse varlığın en üstün biçimi değil, aksine en alçak seviyesi olduğunu söylerdi. Yine de sonunda oldukça mantık dışı bir sonuca vardı. 'Hastalıksa ne olmuş?' diye düşündü. 'Eğer sonuç, sağlığıma kavuştuktan sonra hatırladıklarım ve çözümlediklerimin verdigi his uyum ve güzelliğin zirvesiyse ve eğer bir tamamlanmışlık,