Her yere gitmek, her şeyi görmek istiyordum. Ve daha da önemlisi, bir şeyi bulmak istiyordum. Tamam, asıl sorun buydu işte. Ben bir şeyi bulmak istiyordum.
Yaşadığım her anın hakkını verdim. Sen de bu kutlu yaşamın, bu yaşadıklarımın, yaptıklarımın hakkını ver. Destan olayım. Destanım unutulmasın. Oğuz budun yaşadıkça, acun var oldukça anlatılsın, bilinsin.
-Spoiler- Ilk üçlemenin yazarı Stieg Larsson'ın ani ölümü nedeniyle seriyi başka bir yazar devam ettiriyor. Yeni yazar Lisbeth'in karakterini daha yumuşatmıştı. Kitabın ilk üçlemeye göre çok kısa olması da fazla ayrıntı eklenmemesine neden olmuş. (3. kitap 800 sayfa, bu kitap 500) Sonunda Camilla'yla Lisbeth'in epik boss fight yapmasını bekledim. Ama nedense karşılaşmadılar bile. Yanılmıyorsam önceki kitapta Camilla için 'Lisbeth'den ödü kopuyor' gibi bahsedilmişti. Bu kitapta şeytanın ta kendisi gibiydi. Umarım sıradaki kitapta Camilla'yla kozlarını paylaşırlar çünkü bu kitabın sonu eksikti. Kitabın konusu sapmış. Bu seri kadınlara kötü muameleyle alakalıydı. Hatta ilk kitabin İsveççe adı "Kadınlardan Nefret Eden Erkekler" Steig Larsson sevgilisiyle evli olmadığı için bu kitabın yeni yazarını kabul etme resmi yetkisi arasının bozuk olduğu abisi ve babasındaymış. Bir yerde sevgilisinin 'kitaplarin ismiyle oynanmasından ve dövmeli bir kızın maceraları olarak pazarlanmasından rahatsız olduğunu' dediğini duydum. Aynı fikirdeyim. İlk üçlemeyi okumak yeterli