Bakın bize, acılarımıza ve yaralarımıza bakın; biz ne kadar hassas, ne kadar ince, ne kadar özeliz! Acılar bizi sizlerden çok daha ince ve duyarlı kıldı. Sizde bizim gibi olmak, sefaletimizi bir zafere, hatta bir üstünlük duygusuna çevirmek istiyorsunuz değil mi? Öyleyse inanın bize, bizim acılarımızın hayatın sıradan hazlarından daha zevkli olduğuna inanın yeter.
Önceleri yokluğunu anlaşılır buluyordum, gelecek diye düşünüyordum, ama ayağımın altındaki eski dünya da yavaş yavaş çekiliyordu. Aramaktan, bakınmaktan, umutlanmaktan yorgundum; fena halde âşıktım ve üstelik, her akşam sabahlara kadar okuduğum kitabın etkisiyle kendimi yapayalnız hissediyordum.
Hani hepimize olur, olmuştur, bir gün, sıradan bir gün, kafamızın içinde gazete haberleri, araba gürültüleri, kederli sözler, ceplerimizde kullanılmış sinema biletleri ve tütün döküntüleri, bu dünyada en sıradan adımlarımızı attığımızı sandığımız bir an fark ederiz ki, aslında çoktan başka bir yere gitmişizdir, aslında burada adımlarımızın bizi götürdüğü yerde hiç değilizdir.