Benim incelemelerim bilimsel bir açıklamadan ve altı doluluktan uzak, tamamen benim yorumlarımı içeriyor o yüzden istediğinizi karşılamayabilir.
Kitapta bir kentin ya da ülkenin 1000 yıllık süreçteki değişimini (ya da değişmeyişinin) hikayesini içerisine aşk, tuktu, itaat etme, yobazlık, canilik, kandırmaca, siyaset, eğitim katılarak bunları bir çok açıdan eleştiren ve eksiklerini veya fazlalıklarını göz önüne çok koyarak çok akıcı bir şekilde anlatıyor.
Kitabın esas konusu Ömer Hayyam’ın Rubaiyetı konu alınıyor bu kitabın bin yıllık serüveni eline geçtiği insanı kendine tutsak etmesini, etrafında oluşan aşkların insanların birbirine değilde kitaba aşık olmasından kaynaklandığını çok iyi anlatıyor.
Selçuklulardan başlayarak Ömer Hayyamı, Melikiahı, Nizamülmülkü, Hasan Sabbahı, sömürgeciliği, İranın çöküşünü, ve halkın herzaman dış bir ülkeden medet umarak bir türlü gelişemediğini tarihsel olarak çok iyi anlatıyor.
Okumaya başladıktan sonra zaten durmanız imkansız.
Semerkant
Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.
Dünyadan el etek çekmek, kendi çevresini boşaltmak, taştan ve korkudan örülmüş surların içine kapanmak... Hasan Sabbah'ın anlamsız rüyasının vardığı sonuç buydu.