"En basit ilişkilerde dahi o bilindik 'korkudan ödü patlamak' ifadesi bile bundan bahseder, çünkü ödden korkunun patladığı da Pekâlâ söylenebilir: 'Dehşetten donakalmak' ve 'korkudan titremek' arasındakine benzer bir fark tam da bu ikinci vakayı işaret eder. En basit ifade eylemi için bununla iddia edilen ne ise duyguyla yapılan kapsamlı eylem için de o geçerlidir: Şu hâlde bir duygu, kendi meydana getirdiği bir eylemin sonucu olarak değil eylemin içindeyken değişir, eylem onu kendine has tarzıyla benimseyip tekrarlayarak değiştirince duygu ve eylem de birbirlerini biçimlendirip berkitirler. Her türden düşünce, arzu ve dürtüler de böylelikle duyguyla karşılıklı olarak iç içe geçerler."
Melodide sesler münferittir ve her biri tek tek seçilebilir; seslerin yakınlığı, beraberliği, peşpeşeliği ve işitilen başka ne varsa, hiçbiri salt birer kavram değildir, ağzına kadar duyuların temsiliyle doludur ama bütün bunlar, bağlılıklarına rağmen tek tek işitilse de birbirlerine bağlı olarak da işitilebilir, zira melodi denen şey de zaten tam olarak budur ve melodi işitilince seslerin, ses aralıklarının ve zamanların yanında değil onlarla be raber ortaya çıkan yeni bir şey oluşur. Melodi bir ilave olarak değil ikinci bir tezahür şekli, altında münferit varlıkların henüz seçilebildiği özel bir varlık biçimi olarak meydana gelir; duygunun içinde birleşen düşünceler, hareketler, duyumsamalar, niyetler ve sessiz kuvvetlerle ilişkisi dâhilinde duygu için de aynısı geçerli-dir. Nasıl ki bir melodi, 'parçalarındaki' her bir değişiklikle birlikte hemen başka bir surete bürünecek veya hepten mahvolacak kadar hassas ise, bir duygu da bir eyleme veya lafa dalan bir fikir karşısında o kadar hassas olabilir.
"Öyleyse duygu 'iç ve dış davranışla' nasıl bir ilişki içerisinde olursa olsun ilişkisi, birindeki değişikliğin nasıl ötekindeki belli bir değişikliğe tekabül edebileceğini ve ikisi madalyonun iki yüzüymüş gibi tam tersini de gösterir."