Başarılı hayat hevesle doludur: Nietzsche'den ve zamanımızdan çok önceleri yaşamış Aristoteles söylemiştir bunu. Ayrıca Kant da demiştir ki: 'Zevk bir terfi, acı ise hayatta karşılaşılan bir engel hissidir.' Spinoza ise hevesi 'insanın küçük bir kusursuzluktan büyükçe bir tanesine geçişi' diye adlandırmıştır.
Mesele, duyguları umursamayıp sadece hedefe odaklanmakla hayatın kolaylaşması mıdır yoksa duyguların ıztırabını çekmek yerine onları da hesaba katmak canice bir zevk midir?
Beklemek burada bir umut değil, endişedir, herkes kendi endişesinin bulanık çalkantısında döneniyor, zamanın küçük aralıkları, dar aralıkları bir bir geçip gidiyor -zamanın aralıkları mı, yani boş bıraktığı, yok bıraktığı, işlemeden bıraktığı aralıklar, ihmal edilmiş geçitler?-.