Hakikatler yaygınlaştırılabilir ama dayatılamaz. Bağırmakla, çağırmakla hiçbir öğreti daha doğru, hiçbir hakikat daha hakiki olmaz; hiçbiri şiddet içeren propagandalarla, yapay olarak bireysel alanlara sızamaz. Özellikle de, samimi fikirleri uğruna direnen insanlara zulmetmekle hiçbir öğreti, hiçbir ideoloji asla daha fazla gerçeklik kazanamaz. İnançlar bireysel deneyimler ve hadiselerdir; ait oldukları birey dışında kimsenin hükmüne tabi olamazlar, kurallara bağlanamazlar, şekillendirilemezler. Ve bir hakikat istediği kadar Tanrı'ya atfedilsin, kendini kutsal saysın- asla Tanrı'nın yarattığı insan hayatının kutsallığını ihlal etmek hakkına sahip olamaz.
İnsanların her dönemde içlerinde biriken nefreti toplu halde boşaltmak üzere daima başka bir talihsiz grubu seçtiklerini bilir. İnsanın içinde saklı tahrip etme enerjisini boşaltabilmesi için ya inancı, ya ten rengini, ya ırkı, ya kökeni, ya toplumsal idealleri ya da dünya görüşleri nedeniyle her seferinde daha güçlü sayılabilecek gruplar tarafından küçük ve güçsüz bir grup seçilir; sloganlar ve sebepler değişebilir ama karalamanın, aşağılamanın ve ezip geçmenin yöntemleri hep aynıdır. Aklı olan bir insan bu tür tahrik edici sözlere asla kanmamalı, kitle güdülerinin galeyanına kapılmamalıdır; her zaman soğukkanlılık içinde yeniden adaleti ve hukuku aramalıdır.