Her türlü otoriteden huylanan, karşı çıkan insanlar tanıdım. Otorite konumunda olduklarında, kendileri de en az karşı çıktıkları otoriteler kadar katı ve eleştireldiler ve bunun farkında değillerdi. Dolayısıyla bu durum, bazı insanlar, otorite figürlerinde kendi yansımalarını gördükleri için mi onlara bu kadar karşı çıkıyorlar sorusunu da akla getiriyor.
Kaçımız çocuklarımızın iç dünyalarına ulaşabiliyoruz? Ya da onların iç dünyalarını tanımaktan korktuğumuzun farkında mıyız? Eşinizin, partnerinizin ya da yakın dostlarınızın sizi tanımasına ne kadar izin veriyorsunuz ya da onlara yansıttığınız ihtiyaçlarınızın ötesinde, onları ne kadar tanıyorsunuz ya da tanımak istiyorsunuz? Azımsanmayacak sayıda insan birbirlerini tanıdıkları varsayımlarıyla birlikte bir ömür geçiriyor. Çünkü bütün bu ilişkilerin içindeyken Biz kendimizi anlamaya çalışmaktan kaçınıyoruz.
Oysa insanın tek gerçeği o anda yaşadıkları ve bir an sonra yaşamak üzere olduklarıdır. Keşke şimdinin yaşanmakta olması, geçmiş ve şartlanmalarından tümüyle özgür olabilseydi! Çünkü geçmiş yeniyi anlamamızı engeller. Şimdi bağımsız bir andır ve aslında insanın tek rehberidir, ama çoğumuz buna izin vermiyoruz. Çünkü şimdinin otantik yaşantısı genellikle şartlanmalarımızla çeliştiğinden, insana ürkütücü gelir.