“Niçin beni uyandırıyorsun, ey tatlı bahar rüzgarı! Yüzümü okşayarak “Sana inci gibi çiğ taneleri taşıyorum,” diyorsun, fakat benim solma zamanım yakındır, o fırtına ki benim yaptıklarımı yerlere serecek... Biliyorum! Yarın o yolcu gelecek. O yolcu ki beni en parlak güzelliğim içinde görmüştü. O gelecek, gözlerini her yana gezdirecek, beni arayacak... Arayacak, fakat neye yarar! Benim yerimde, beni asla görmeyecek yeller esecek, o bulamayacaktır...”