Liman Paça Enver Pasa'yi ataşemi-liter olduğu sirada Almanya'da bir ma-nevrada görmüstü. Terbiyeli, saygil,
alçakgönüllü genç bir subaydi. Alman ve Almanya hayrani olarak taniniyordu.
Bu genç Pasa'yi kolay yönetecegi umuduna kapild. Genç Paşa Alman hayranıydi ama kendine de hayrandi, hatta kendine daha çok hayrandi.
“Öncelikle Istanbul da bir Müslüman Mahallesi kurulmak üzere, Imparator tarafından 700 ev tahsis edilecek, bir ser'iye mahkemesi kurulacak, mahkemeye kadi tayin etme hakki Osmanli padisahina ait bulunacak, bir cami insa olunacak ve caminin her türlü masrafi Imparator tarafından karşılanacaktı. Ayrıca sur disinda Galata' dan Kâgithane ye kadar uzanan geniş arazi şeridi ve mahsulü Osmanlılara bırakılacaktı.”
İstanbul’a kuşatmayı kaldırmamızın şartları bunlardı. Şimdi İstanbul’u kim kuşattı da bundan daha ağır bedeller ödüyoruz? Fatih Sultan Mehmet
Sultan II. Murad Manisa'dan dönüp tekrar tahta gidiyor, Sultan I. Mehmed ise Manisa Sancağına vali oluyordu.
Ama ikinci kez tahta çıktığında bunu unutmayacak, Yeniçeri Agasını falakaya yatırırken, isyana önderlik eden çorbacilar azledecek, Çandarlı ise fetih sürecinde ayak sürttügü için idamla cezalandilacakti.
"Bu vaziyet baskaca vaziyettir. Gelmemek gibi bir ısrar olamaz. Öyle bir mektup yazalim ki, serdarliga razi olsun."
"Nasil bir mektup?"
Sadrazam, çocuk Padisah'ı istedigi kıvama getirmisti:
"Diyeceksiniz ki Hünkarım: 'Eğer padişah sen isen, gel ordularının basina
geç; yok padisah ben isem, padişahın olarak emrediyorum: Gel, ordularımın basina geç!' O zaman bakı nasıl dönüyor."