Osmanli milleti askerlikte dogmus, askerlikte büyümüs ve bugüne kadar askerlikle yasamistir. Hayatinin kalan kısmının devami ve refahi da, yine ancak askerlikle mümkün olacaktr. Halki bilim ve sanat-tan, ticaret ve servetten yoksun, fakat dogustan gelen benzersiz servetiyle çalışkan ve sermaye ve kuvvet sahibi uluslarin hirs duygularini kabartan ülkemiz bu konumuyla savunmaya, askeri gücünün daya-mikhlk ve ağırlığına, baska ülkelere göre çok daha muhtaçtir, Uygar yönetimler etkinlik ve uygulama alanlarinda hemen birbirine kosut ve aynı yonde yol almaktadirlar. Onlarin bu hali, bir digerlerine karsi denk gücler olusturmaktadir. Ayni zamanda bu memleketlerin halkları, hükümetleri çökse de yasamsal gereksinimleri ve varlıklarının devamı için gereken doğru karar alma yetenegini, olgunlugu ve ülkü birliğini yaratmis olduklarindan, kendileri yok edilemez ve ortadan kaldırılamazlar. Fakat Türk milleti, Islam ümmeti böyle degildir. Henüz katıldığı teke tek hayat kavgasinda tutunabilmek için, ağır savunma ve korumaya muhtaçtır.