Anlaşmazlıkla, belirsizlikle ve katliamla sarmalanmış bir memlekette, insan ıstırabından başka bir şeyle biraz fazlaca ilgilendiğinde duyarsızlık gibi görülüyor, çekilen acılara edilmiş bir hakaret olarak algılanıyor...
Her insanın içinden iki güçlü akarsuyun geçtiğini biliyordu; iyi ve kötü. Hangi yolu seçtiğimiz -kalbimiz, ruhumuz ve zihnimizle- kim olduğumuzu belirliyordu nihayetinde..
Acı dediğin taş, insan dediğin su gibidir. Taşın üstünden kayar gider, toprağa karışır. Taşa her vurduğunda acır canın. Ama toprakla buluştukça acın azalır. Acıdan sonra bir bakmışsın ki o topraktan hiç çiçekler, ne hayatlar dirinmiş. Hem su deyip geçme; o su taşı bile aşındırıp yıpratır...