...
Beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi boş yere mağaramdan çıkarma beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni
...
Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. O da haklı. Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim ? Anlatamıyorum. Anlatamamamın sıkıntısı, içimdeki telaşı kat be kat artırıyor. "Seni en çok ben seviyorum," desem; en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en. Ne en ? İçimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır. Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir ? Birer çay içilebilir belki. Belki de eski bir bankta birer bira. Kırmızı Tuborg. Gazeteye sarılı. Ben de ona sarılabilsem. Anlatamadıklarımı anlar mı o zaman ?