Hepimiz biliyoruz ki bugün kollar ve bacaklar diye adlandırdıklarımız çok uzun süre boyunca yalnızca bacaktı, ta ki birisi müstakbel insanlara, ayağa kalkın, vakit geldi, demeyi aklına getirene dek.
Her şey gibi kelimelerin de kendi neden, nasıl, niçinleri vardır. Gösterişli olan kimileri tumturaklı bir havada bize seslenirler, sanki büyük işler için yaratılmış gibi kasılırlar, ama sonunda hafif bir yel bile olmadıkları, bir değirmen kanadını bile döndüremedikleri ortaya çıkar; sıradan, alışıldık, her günkü kelimeler olan diğerleri ise kimsenin öngörmeyeceği sonuçlara yol açar, bu iş için doğmamışlardır ama yine de dünyayı alt üst ederler.