“Baktım aşk dizesi ayakta duramıyor
Kadın adına da söylenmemişse”
Cemal Süreya imgeyi, kaynağını dış dünyadan alan yeni bir gerçeklik durumu olarak tanımlar. Ancak
bu yeni durum veya nesne, kaynağından büsbütün kopmamalı, onu daha çarpıcı, daha iyi ve daha yoğun bir
biçimde temsil ederek şiirsel düzleme taşımalıdır. Ona göre, bir görüntü ya da coşkunun değişik ve yabancı
niteliğini elde etmesi, başka bir deyişle imge niteliği kazanabilmesi, uzlaşımsal dille ve dış gerçeklikle
başlangıçta bir bağ kurabilmesine dayanır. Şiirsel öz, ancak nesnel karşılık denen “aşinalıkla” imge denen
“yabancılığın” ilişkiye geçebileceği, söyleşebileceği ortak bir düzlemin oluşturulabilmesiyle okurda karşılık
bulabilir. Dış gerçeklik, şiirde imgeler aracılığıyla üretilen yeni gerçekliğin okur tarafından anlaşılabilmesini
sağlayan bir araçtır. Okur, imgelerin işaret ettiği aşina gerçekliğe ait çağrışımlardan hareketle şiirdeki ayrıksı
anlamlara ulaşabilecektir. Bu yüzden dış gerçeklik, imgelerle üretilen şiirsel gerçek için bir fon / arka plan
oluşturur. Cemal Süreya, çağdaş şiirin en önemli yapısal öğelerinden biri olan imgeyi, Türk şiirinin ulaştığı
yeniliğin en önemli gösterenlerinden biri olarak kabul eder. Ona göre imge, dış gerçeklikten ve anlamdan
tamamen kopmamalı, çıkışını buradan yapmalıdır.
Şiir türünün başat dil ve üslup özelliği olan imge, Cemal Süreya’nın poetikasında dile getirdiği
düşünceler doğrultusunda Üvercinka’dan Güz Bitiği’ne kadar Süreya’nın bütün bir şiir veriminde uygulama
alanı bulmuştur. Ortak bir kelime dağarı ve dolayısıyla imge ağı, onun şiirlerinin en dikkat çeken
özelliklerinden biridir. “Kadın”, ortak bir kelime kadrosu ve imge örüntüsüne sahip Cemal Süreya şiirinin
merkezî imgelerinden biridir. Birçok şiirinde imge niteliğine sahip sözcükler, kadın imgesi