Hanımlardan biri kaplumbağa kabuğunda saplı gözlüğünü gözüne götürmüş, bana bakıyordu. Ama ben yine de ilgilenmiyordum. Bir şey söylemiyorlardı, çünkü söyleyecek, beni uyaracak olsalardı, rica etselerdi öyle ya, dilleri vardı, oysa susuyorlardı. Sonra ansızın, inanın, bir uyarı yapmadan, yani en küçük bir uyarıda bulunmadan, sanki çıldırmış gibi fırladı yerinden. Açık mavili kadın, elimdeki puromu kaptığı gibi pencereden dışarı fırlattı. Tren uçarcasına gidiyordu. Bense aptal aptal bakıyordum. Yabani kadın gerçekten çıldırmış gibiydi. İri yarı, şişman, uzun boylu, sarışın, kırmızı yüzü, (hem de çok kırmızı yüzlü)bir kadındı,Parlayan bakışlarını yüzüne dikmişti. Bir şey söylemeden kalktım yerimden. Oğlanüstü kibar, son derece saygılı ve nasıl söylesem, çok nazik bir tavırla gittim.İki parmağımla yumuşakça, incitmeden, ensesinden yakaladım Finoyu(köpek) ve pencereden dışarı Puromun arkasında gönderiverdim. Yalnızca bir kez ciyaklamıştı o kadar. Tren uçarcasına gitmeyi sürdürüyordu....