Yoksulluğum yüzünden belli yetilerim öyle keskinleşti ki bu bende doğrudan birtakım sıkıntılar yaratıyor, evet, emin olun, doğruca kötü durumlara neden oluyor ne yazık ki. Ama bunun da kendine özgü yararları var, belli durumlarda bana yardımcı oluyor. Yoksul zekâsı zengin zekâsından çok daha incelikli bir gözlemcidir. Yoksul attığı her adımda çevresine bakar, karşılaştığı insanların söylediği her sözü kuşkuyla dinler; kendi attığı her adım düşüncelerine ve duygularına yeni bir ödev yükler, bir iş verir. Yoksul dikkatli bir dinleyicidir, duyarlıdır, tecrübeli bir insandır, ruhunda yanık yaraları vardır..."
Çocukluk eğitimimden kırıntılar geçti aklımdan, İncil'in ezgisi kulaklarımda yankılandı, başımı alaycı biçimde eğerek usulca kendi kendime konuşmaya başladım: Ne yiyeceğim, ne içeceğim ve dünyevi bedenim denen bu sefil yemek torbasını nereye koyacağım konusunda niye bu kadar kaygılanmam gerekiyordu? Göklerdeki Babam uçuşan serçeleri gözettiği gibi beni de gözetmemiş miydi ve aciz kulunu parmağıyla gösterme lütfunda bulunmamış mıydı?
Bankta oturup tüm bunları düşünürken Tanrı'nın ardı arkası kesilmeyen sıkıntılarına karşı giderek daha çok öfkelendim. Amacı beni kendisine yaklaştırmak ve önüme sürekli engel çıkarıp beni tüketerek daha iyi birine dönüştürmekse biraz yanlış bir yol izliyordu bence. İsyan içinde neredeyse ağlamaklı gözlerimi gökyüzüne çevirdim ve zihnen bunu ona kesin olarak söyledim.