Biyografi anlamında okurken en önem verdiğim şey; yazarın, yazdığı kişiyi yüceltmemesidir. Yazar eğer duygularını ön plana koyuyor ve biyografisini yazdığı kişiyi güzelliyorsa, gerçeklik çarpıtılmış hissini alıyorum. Bu böyledir demıyorum, bana öyle hissettiriyor.
Kitap muhteşemdi. Güzel bir kombinasyon ile iyi bir işçilik çıkartmış. Eğer üçe bölünmüş olmasaydı, kitap eksik kalırdı denebilir. Alıntıların açılımı ve ekstra mektuplarla desteklemesi otobiyografi hissi uyandırıyor. Genel manada sevdim.
Not: Kırmızı kitap okurken araya sıkıştırmak iyi olabilir.
Yalom’un en sevdiğim kitabı.. Konularına nazaran-felsefe, psikoloji, fizik ile bağlantılı- dilinin ağır olmaması okuyucu kitlesini genişletmiş. Daha fazla insana sorular sordurmak kitaplarda aradığım özelliklerden. Tanıdık isimleri çok güzel bir harmoni ile okura sunması ve bunun kurgu bir roman olması bence büyük bir başarı..
Not: Zaman kavramını işlediği yerler müthiştir.
Meşhur her kitaptaki şu 50 sayfayı geçtikten sonrası çok güzel akıyor. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve iyi ki tanışmışım dedim. Bence Düşerken insanın benlik arayışında rehber niteliğinde sorular sorduruyor. Zaten lezzeti de ordan gelıyor.
Kitap; Ana Baasha El Bahr şarkısına benzıyor.
DüşerkenTarık Tufan · Profil Kitap Yayınları · 20188,5bin okunma
Yazarın romanlarına serptiği benlik arayışları bir imza niteliği taşıyor. Felsefi alt temelli romanlarınından 2. Sıraya bu kitabı yerleştiriyorum. Çok beğenerek ve hissederek okumuştum. Tarık Tufan’ı planımda olmayan bir imza gününde tanımıştım. Bakışlarındaki pişmişlik hissi sizi diğer kitaplarını da okumaya itiyor.
Kendini, olasıkları düşünüp mutsuz eden herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Mutlulugu gelecekte arayanlar ne çok şey kaçırıyorlar.. Hayatın bize dayattığı her şeyi bir kenara bırakıp kendin olmak için mücadele etmeli insan.. bu kadar işte..
Çok satınlar tarzım değildir. Ama pişman etmediği için kitaba tekrar teşekkürler.