Bir insan bağrının bu kadar kara bir acıyı nasıl barındırabileceğine şaştım. Donmuş, kara bahtlı bir yüz. Dayanabileceğinden çok daha fazlasını çekmiş bir çocuk yüzü. İnsan o kadar acıyordu ki, bakışının önünde, onun kadar mutsuz olamadığına utanıyor ve ona adeta "Beni affet!" diye yalvarası geliyordu.
Gözlerinin uzaklara dalgın bir bakışı vardı. Hani, kafese kapatılmış kuşlar, hapishanede demir parmaklı pencereden bakan mahpuslar vardır, size cam gibi şeffaf imişsiniz de ötenizde bir ufka bakıyorlarmış gibi bakarlar; işte tıpkı öyle.