Kaçmanın, kovalamanın, sevmenin, sevişmenin, yaşamanın, ölmenin ya da, başkalarının kaçmasıyla kovalamasının, yaşamasıyla ölmesinin kabak tadı verdiği olur. Herhangi bir şey yapmanın, bir şey yapmağı reddetmenin, inandırıcı, kandırıcı, güç verici bir gerekçesi her zaman bulunabilir, bir açıklaması yapılabilir. Ya da bulunabileceği, yapılabileceği sanılır; uzun süre... Sonra bir gün bu gerekçelerin temeli, temellerinin temeli sarsılır, çöker. Ölmenin bile bir anlamı kalmaz. Ağzı hanidir görünmez olmuş bir dipsiz kuyuda düşmekte, düşüp durmakta olmanın, buna oranla mutluluk sayılabileceği bir durum. ( ..... ) Yoksa kendi kendimizi aldatır da bunun bile farkına varmaz mi olduk?