"Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar.
ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. en tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, aynı tat isteği, iştahı köreltir. onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin. hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır."
Ah Juliet.. Neden böyle güzelsin ha? Yoksa ele avuca sığmayan ölüm mü aşık oldu sana? İnanayım mı o iğrenç canavarın bu karanlıkta sevgilisi olasın diye seni sakladığına? İşte bundan korktuğum için.. sonsuza dek yanında kalacağım…
"Siz hiç bir savaşın başlama seslerini duydunuz mu? Yüzlerce askerin birbirleri üzerine koşması, ayak sesleri; atların her birinin dört nala koşmasındaki sarsılma sesleri, taşların devrilmesi, kumların sağa sola yığılması, insan derisinin kesilme sesleri... Savaşın gerçek sesleri bunlar mıdır? Kılıç, kesik, vuruş, yıkılış, dökülüş, bunlar mıdır savaşın sesleri? Bir savaşın seslerini duymak istiyorsanız, kulaklarınızı savaş alanına değil; savaşanların ardında kalanlara vermeniz gerekir. Arda kalanların çığlıkları, ağlayışlarıdır esas savaşın sesleri. Bir at ayağında gizli değildir savaş, acı bir çığlıkta gizlidir."