Dört yanımı alan büyük insan kalabalığına rağmen derin bir gurbetle mumyalaşmış, küçük, çok küçük bir şey oluyorum. Bir yığın sezişler arasında, geniş, karanlık bir suda imişim gibi, bu su ile beraber akıyorum.
Başka biri beni elimden tutup kaldırmıştı. Bu sefer tek başıma ayakta kalmak zorunda değilim. Manevi gücüme gerek yok, çünkü benim yerime başka biri güçlü duruyor.
Ne güzel bir rahatlama.
Bildiğim kaçış yolları olmadığına göre vakit geç olmadan saklanmak zorunda olduğunu düşüncesi üstüme üstüme geliyordu. Ama talihsizliğin yakasına yapışmasından nerede, nasıl saklanır ki insan?