Sevginin ne olduğuna dair ? Dostluğun ne olduğuna dair ?
Sevgiyi, dostluğu farklı bakış açılarından fark edebilmek ve kendi bakış açımızdan, kendi dünyamızdan sevginin, dostluğun ne olduğunu sorgulatmayı düşündürecek tarzda bir solukta okuduğum ve salt bir dille ele alınan bu eserin birçok bakış açısı kazandırdı. Sanırım herkesin dünyasında farklı anlamlar kazanan bu kavramların Eflatun’un, Agathon’un, Aristodemus’un, Phaedrus’un vb. birçok sofistin dünyasından sevgi ve dostluk kavramının ne demek olduğunu? ne anlama geldiğini? onların bakış açılarıyla onların dünyasından okumak ve onların dünyasındaki düşüncelerle kendi dünyamdaki düşüncelerin harmanlanması bununda kafamda durdurmadığım birçok düşünceye sebep olması ...
Birbirini en çok sevenler birbirine en az benzeyenlerdir; herkes kendine benzeyeni değil, tam karşıtını arar; nasıl ki kuru ıslağı, soğuk sıcağı, acı tatlıyı, keskin körü, boş doluyu, dolu boşu ister; çünkü her şey kendi karşıtı ile beslenir...
Seni sevmek,
Felsefedir kusursuz.
İmandır, korkunç sabırlı.
İp'in, kurşun'un rağmına,
Yürür pervasız ve güzel.
Sıradağları devirir,
Akan suları çevirir,
Alır yetimin hakkını,
Buyurur, kitabınca...
Gün ola, devran döne, umut yetişe,
Dağlarının, dağlarının ardında,
Değil öyle yoksulluklar, hasretler,
Bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır,
Bir tek zeytin dalı bile yalnız...
Sıkıysa yağmasın yağmur,
Sıkıysa uyanmasın dağ.
Bu yürek, ne güne vurur...
Kaçar damarlarından karanlık,
Kaçar, bir daha dönemez,
Sunar koynunda yatandan,
Hem de mutlulukla sunar
Beynimizin ışığında yeraltı.
Demek ki insanın kendi benzerine duyduğu sevgi, çok eski bir zamandan kalmadır, sevgi bizim ilk yapımızı yeniden kuruyor, iki varlığı bir tek varlık haline getiriyor, kısacası insanın yaradılışındaki bir derde deva oluyor.
Her birimiz bir insanın tamamlayıcı parçasıyız, bir bütünün yarısına benzeriz, onun için de hep tamamlayıcı parçamızı arar dururuz.