Mahkeme benim saygın bir kadın olduğuma karar vermişti. Artık onuru korumak için büyük paraların gerektiğini, ama büyük paraların onuru yitirmeden kazanılamayacağını öğrenmiştim…
Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip gene yatağa yollanırdı.
Ne olursa olsun, babam asla yemek yemeden yatmazdı…
Puslu Kıtalar Atlası benim için her okuyuşta ayrı bir keyif veriyor. Bu ikinci okuyuşumdu ve yine aynı büyüye kapıldım. Dili yer yer ağır olsa da kurduğu dünya, olay örgüsü ve karakterler insanı içine çekiyor. Özellikle tasvirleri o kadar güçlü ki, kendinizi eski İstanbul’un dar sokaklarında geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Her sayfasında ayrı bir atmosfer var.
Kitap bittiğinde insan bir süre gerçek dünyaya dönmek istemiyor.
Keyifli okumalar