Dünün mucizesi bugünün gerçeği oldu, kendi yaratıcı gücüyle insanlık yeryüzünün bir ucundan öteki ucuna kadar kendini dinleyerek, görerek, anlayarak yaşamaktadır artık. Eğer insanlık, kendisine yaşama egemen olma gücü vermiş olan araçlarla kendisini yok etme çılgınlığına kapılmamış olsaydı, mekana ve zamana karşı yarışta kazandığı zaferle sonsuzca mutlu olurdu.
Sevinmenin tadını çok çekmiş olan, bağışlanmanın tadını da sınavı geçmiş olan bilir ancak. Yeniden dirilişin doğruluğuna insanları inandırmak ölümü tek başına yaşamış olan birinin görevidir.
Asıl önemli olan bir kaçma imkanı, değişmez ve şaşmaz bir gidişatın dışına atlayış, umudun bütün şanslarını taşıyan delice bir koşuştu. Tabii umut, koşup giderken bir sokağın köşesinde, daha kurşun havadayken ölmekti.
Günleriniz dertsiz, geceleriniz eksiksiz ve hüzünsüz olduğu zaman değil. Tam tersine bütün bunlar yaşamınızı kuşatmışken çıplak ve tüm bağlardan kurtulmuş olarak hepsinin üzerine yükseldiğiniz zaman özgürsünüz...