Roseanne VİOLET

Roseanne VİOLET
@RoseanneViolet
Boynu bükük, gözü yaşlı, tek başına. whatsapp.com/channel/0029VbB...
7/10
·60 syf.··
2026 4. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 19:28
Sanırım Sylvia ile şu kapalı anlatım konusunda anlaşmaya başladık. Eh yapay zeka sağolsun geçmiş Plath deneyimlerimde bana yardımcı olmuştu, resmen ufkumu açtı kerata. Neyse, kısaca bu kitabı bir tık daha iyi anladım. Ariel'den sonra yeni bir faciaya gerek yoktu, iyi oldu. Kitap her ne kadar 3 kadının doğum, kadınlık vb. Meselelerine odaklanmış gibi gözükse de bence üç kadında da anlatılmak istenen ortak nokta hep aynı. Üzerlerine yıkılan baskılar ve zorunda kalmışlıklar ile mücadele eden kadınlardı bunlar. Toplumun arzuları ile hareket etmek zorunda hisseden, karşı da çıkamayan ve uyum sağlayarak kendini parçalayan kadınlar bize çok tanıdık gelebilir Sylvia'yı tanıyorsak. Daha doğrusu, Günlükler kitabını okuduysak... Sylvia'nın toplumun üstüne yıktığı tabulardan ne kadar nefret ettiğini ancak yine de bu geleneklere karşı pek de tepkisel bir başkaldırıda bulunmadığını düşünüyorum. Zaten bence hayatına son vermesinde de bu içsel düşünceleri ile dış dünyadaki davranışlarının, yaşantısının uyuşmaması da büyük etken. Yani her ne kadar muzdan nefret etse de başka seçenek bulamadığı için muzlu pastayı yiyen biri gibi Sylvia. Ya da en azından önüne koyulan tabağa hayır diyemeyen biri. Kitaptaki kadınların da doğurdukları çocuğa ya da en başında hamileliğe bile ait hissedemeyen kadınlar olduğunu görüyoruz. Örneğin birinci kadın: "Kim bu mavi, Delibaş çocuk? Bir yıldızdan fırlatılmış gibi sanki, parlak ve garip! Burnundan soluyor! Odaya uçtu, ardında bir çığlık. Mavisi soluyor, ne de olsa bir dünyalı o." Fark edildiği gibi yalnızca anne çocuğuna karşı yabancı hissetmiyor, doğan çocuğun da bu dünyaya ait olduğunu zor idrak ediyor. Buradaki geçiş ve metaforlar beni çok etkilemişti. Benzer şeyi üçüncü kadında da görebiliyoruz: "Ve keskin çığlıklar yükseliyor açık
Üç KadınSylvia Plath · Artshop Yayıncılık · 0540 okunma
Reklam
Bir kitapta kocaman bir Türk tarihi...
9/10
·240 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 14:27
Açıkçası ne diyeceğimi hiç bilemiyorum benim için efsane bir deneyimdi. Çok kıymetli Ahmet Taşağıl hocamızın okuduğum ilk kitabıydı. Ve tabii sayın Ahmet Yeşiltepe'nin de... Bir tarih öğrencisi olarak okuyabileceğim en zevkli tarih kitabı olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken sanki bu iki değerli insanla bir masaya oturmuş ve saatlerce koca Türk tarihinin sohbetini yapıyormuşuz gibi hissettim. Çok ama çok güzel bir deneyimdi. Kitabı nasıl açıklayacağım bilmiyorum çünkü aklınıza Türk diyince gelebilen her türlü şeyin konuşulduğu, pek çok soruma cevap alabildiğim bir kitaptı. Altaylar'dan Anadolu'ya, Yenisey'den Karadeniz'e pek çok Türk boyunu, türk milletini, türk geleneğini ve adetini okuyup bilgi edinebileceğimiz, tarih meraklıları için efsane bir başucu kitabı. Kitabı okurken asla sıkılmıyorsunuz, bir dostunuzla entelektüel bir sohbetin içinde gibi hissediyorsunuz. En önemlisi kendi kültürümüzün, kendi köklerimizin neşet ettiği toprakları karış karış gezmiş iki hocamızın bize adeta oraları yaşatmalarını okuyorsunuz. Bir puan kırmamın sebebi zaman zaman bazı konularda çok tekrara düşülmesiydi. Onun dışında çok güzeldi. Türklerin tarihine, kültürüne meraklı olan herkesin okumak isteyeceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hatta her Türk'ün şiddetle okuması gerektiğini savunuyorum!
Türklerin DünyasıAhmet Taşağıl · Kronik Kitap · 202550 okunma
10/10
·112 syf.··
2026 2. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 01:21
Açıkçası okuduğum en farklı kitaplardan biriydi. Camus okumayı çok istiyordum ve en çok duyduğum da Yabancı'ydı. Bana çok farklı bir bakış açısı sunan çok özgün, kendine has bir havası olan kitaptı. Çok ağır betimlemeler olmamasına rağmen, özellikle çevre ve hava tasvirleri o kadar iyi yapılmıştı ki bazen baş karakter gibi benim de ışıktan başım ağrıyormuş gibi hissediyordum. Absürdizm bana çok zıt bir görüş olmasına rağmen okumak keyifliydi. Ben bana farklı olan görüşleri de deneyimlemeyi seven biriyim. Üstelik çok da ilgi çekici ve alışılmışın dışında olan bu görüş kitapta o kadar güzel işlenmişti ki bazen oturup sorguladım. Absürdizm; dünyanın, bizim ona yüklediğimiz anlamlardan daha basit, hatta daha doğrusu hiçbir anlamının ve amacının olmaması ve buna rağmen insanın yaşama dair bir şeyler aramaya devam etmesini savunan felsefi bir akım. Bence bunu kitapta en net kitabın son otuz sayfasında görüyoruz. İlk bölümlerde baş karakter Meursault'un fazlasıyla nesnel, umursamaz, gamsız, kaba tabirle duygusuz ve kendimce bencil gördüğüm ama ustalıkla yazılan hallerini okuyoruz. Meursault, hayatın ve hayatın içindeki her şeyin hiçbir şeye değmeyecek, pek de mühim şeyler olmadığını savunsa da kitabın son sayfalarında buna rağmen, (ilk başta tuhaf ve çelişkili bir görüş olduğunu düşünmüştüm) ölümün de en az hayatta olmak kadar anlamsız olduğunu düşünüyor. Ben okurken ilk başta madem hayat ve hayatın içindekiler bu kadar manasız, yaşamanın ne anlamı var diye düşünmüş, karakterin bir ara ölmeyi bu kadar istememesini çelişkili bulmuştum. Ancak aslında ölümü arzulamak da ya da daha doğru tabirle ölümün kendisi de yaşamın kendisi kadar manasız ve gülünç. Bunu Meursault'un mahkemede onu cinayet dolayısıyla inceleyen insanları, bir tramvaya yeni binmiş birini gülünç bulup izleyen
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma
kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki
7/10
·59 syf.··
2025 25. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 20:28
Daha önce depresif bir zamanımda filmini izlediğim için uygun bir zamanda kitabını da okumayı istiyordum zaten bu sene. Filmi sevilmişti ama kitabı pek beğeni almıyordu. Açıkçası bunun sebebinin dili ve üslubu olduğu konusunda yorumlar da gördüm ve onlara hak da veriyorum. Bence bu kitap kesinlikle herkesin keyif alarak okuyabileceği bir kitap değil zaten. Komik gelecek ama bana yazım tarzı Gilmore konuşmaları gibi geldi. Referanslar ve bilinç akışı cümleler o Gilmorevari havayı verdi bana. O yüzden ben keyif aldım diyebilirim. Ancak ben de seçim yapacak olsam filmi seçerdim. İlla okunsun diye önerilecek bir kitap değil.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,7bin okunma
Yarım Kalmış Hayat, Yarım Kalmış Hikaye
9/10
·184 syf.··
2025 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 11:32
Zweig'i çok sevdiğimi zaten hep söylüyorum ama her hikayesini okurken tekrar tekrar yazarlığına hayran kalıyorum. Açıkçası Clarissa benim sürekli ertelediğim kitabıydı. Bu sene okuduğum en etkileyici kitap olduğundan mütevellit, bu konuda kendime çok kızıyorum. Benim için karakter psikolojisini en iyi yansıtan yazarlardan biriydi Zweig. Bu romanda da her bir karakterin psikolojisini Freudvari önümüze sunuyor. Her karakterin kendine özgü bir derinliğinin olmasına aşık olmanın yanında, hayatına son vermesinden dolayı tamamlayamadığı eser Clarissa. Tamamlamış olsaydı muhtemelen çok başka bir son okuyor olabilirdik. Bu beni üzen bir durum oldu. 1. Dünya Savaşı'nın başlangıcını ve savaş psikolojisini de güzel işlemişti. Zaten Zweig'in pasifizmi savunduğunu biliyoruz. Savaşın acı yönünü bu yüzden kitapta ince işliyor. Karakter analizlerine değinecek olursam bana çok zıt bir karaktere sahip olduğu için pek ısınamadığım Clarissa'nın değinebileceğim tek noktası korku-kararsızlık-yeterli olma psikolojisine sahip olmasıdır. Zweig'in korkuyu ne kadar ustaca işlediğini zaten aynı isimli hikayesinden biliyoruz. Clarissa'nın çocuğu için yaşadığı kararsızlık korku ve babasına karşı onu hayal kırıklığına uğratmama hisleri çok yoğundu. Marion benim değinmeyi en çok istediğim karakter çünkü günümüzde bu tip insanlara çok sık rastlıyoruz. Marion bunun dürüst versiyonu. Sevgiye çok muhtaç, yalnızlıktan çok ürken ve bireysel saygıya değil kolektif onaya ihtiyaç duyan zayıf bir karakter. Buna rağmen bence kitapta Zweig'in en iyi işlediği karakterlerin ikincisiydi. Clarissa'nın babasından Baba diye bahsedeceğim çünkü maalesef adamın ismini unuttum. Baba benim için en iyi işlenen karakterdi. Bana Paris Galler'i anımsattı ne yalan söyleyeyim:) Komediyi bir kenara bırakıyorum çünkü
ClarissaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201717bin okunma
Reklam