Herkes için sıradan olan bazı anlar bazı insanlar için çok kıymetlidir. Bu hayatta benim en kıymetli anlarım her zaman gökyüzüne baktığım anlar oldu. Sanki tüm her şeyin çözümü oradaydı. Herkesin görebildiği ama kimsenin bakmadığı gökyüzüydü benim kaçışım hep. Hayat yorduğunda bir mavilikle bir bulutla sardım yaralarımı. Geceleri uyuyamadığımda penceremden ay gözüküyorsa tüm sorunlar çözüme kavuşurdu benim için. Gündüz maviliğiyle umut olan gökyüzü gecenin ve kalbimin karanlığında ışık olurdu bu kez. Şimdi odamda yine çıkmaza düşmüşken pencerem sonuna kadar açık muhteşem ayı izlerken yazıyorum bu satırları. Kulağımda kulaklığım bana yaşayamadığım bir hayatı fısıldarken, kalbimde acı aklımda bir ton soru ve en çok da korku varken izliyorum bu kez ışığımı. Yine aya bakarak çözmeye çalışıyorum içimdeki karmaşayı. Her göğe baktığımda yaşadığımı, nefes aldığımı hissediyorum. Hayatımın yoruculuğunu, dünyanın verdiği acıları, yaşamanın getirdiği sancıları bazen bir mavilik bazen de karanlıktaki o güzel ışık unutturuyor. Her yorulduğumda beni sakinleştiren bir dayanağım var benim. İnsanlardan ümidi kestiğimden beri hiç gitmeyen ve bitmeyen şeylere adadım tüm umudumu. İnsanların geçici olduğunu gördüğümden beri ya kaktüslerime ya da göğe anlattım her şeyimi. Eğer bu yazıyı yani içimin en derininden dökülen bu satırları okuduysan şimdi kendine hiç gitmeyecek sırdaşlar, hiç bitmeyecek umutlar, hiç bitmeyecek güzellikler bul. Hayat çok kısa ve umutsuz yaşamak çok zor. Bir kaktüs al kendine ya da bir çiçek. Ya da göğe bak anlat derdini. Ağlamalarını dolunaya kahkahalarını bulutlara duyur. Çünkü insanlar bunları duyurmak için, üzüntünü de sevincini de paylaşmak için fazla kötü...