Hayat beni yorduğunda elim hemen bir çocuk kitabına gider. Aslında bu kitabı sadece bir çocuk kitabı olarak adlandırmak çok doğru değil çünkü bence herkesin okuması gereken bir kitap. Kitabı o kadar çok sevdim ve Mafalda'ya o kadar çok bağlandım ki bittiğinde çok üzüldüm. Kitap 9 yaşında bir kız çocuğunun dilinden yazılmış ve bu gerçekten okuduğum en gerçekçi çocuk diliydi. Mafalda beni o kadar dinlendirdi ve o kadar huzurlu hissettirdi ki... Bir çocuğun hayallerini, korkularını, sevgisini, düşüncelerini o kadar güzel anlatmış ki her cümlede yazarı tebrik ettim. Yazar stargardt hastalığına sahip olduğunu ve bu hastalığın görme yetisini elinden alacağını öğrendikten sonra bu kitabı yazmış. Bu beni daha da etkiledi. Kendi hayatında yaşadığı şeyleri minik kahramanının gözünden anlatmış. Kitap okurken hem hiç olmadığım kadar huzurlu hissettirdi hem sahip olduğum her şey için ve sağlıklı olduğum için bolca şükrettirdi hem de bolca ağlattı ve üzdü. Mafalda'ya sıkı sıkı sarılmak istedim. Mafalda'nın şansı da birçoğumuzun sahip olmadığı bir şeye sahip olmasıydı aslında. Mafalda bir yol arkadaşına Estella'ya sahipti. Ona "asla pes etme" diyen ve hayatı öğreten bir arkadaşı vardı. Estella için "O, bana her zaman doğruyu söylerdi" diye bahsediyor Mafalda. Yalan söylemeyen bir arkadaşa sahip olduğu için çok şanslı... Tabii bir de Filippo. Âşık olduğu ama bir türlü söyleyemediği haylaz ama iyi kalpli Filippo... Ve kedisi Ottimo Turcaret... Ayrıca sürekli ölen büyükannesini özlemesi ve onu hep onu düşünmesi Mafalda'da kendimi bulmama sebep oldu. Ayrıca hiçbir zaman pes etmemesi ve umut dolu olması da bağımızı güçlendirdi. Bazen onunla beraber ağladım bazen de onunla beraber güldüm. Mafalda'ya veda etmek de bir hayli zor oldu. Kitabın devamı olduğunu öğrendiğimde çok mutlu oldum