Kendini metheden yerini sağlama alamaz.
İri adımlarla yürüyen yol katedemez.
Kendini göstermeye çalışan yükselemez.
Göz önünde olmaya çalışan parlayamaz.
Kendini öven başarılı olamaz.
Kibirlilik eden kalıcı olamaz.
Dünyadaki herkes güzeli güzel olarak bilir
Ve çirkinlik de bu yüzden vardır.
Herkes iyiyi iyi olarak bilir
Ve kötülük de bu yüzden vardır.
İşte böylece,
Varlık ve yokluk birbirini doğurur,
Zor ve kolay birbirini tamamlar,
Uzun ve kısa birbirini şekillendirir,
Yukarı ve aşağı birbirini doldurur,
Sesler ve tonlar birbiriyle uyuşur,
Önce ve sonra birbirini izler.
Bizden koparılmış olsalar sahip olduklarımızı nasıl göreceğimizi tam da kendi gözlerimizle görmeye çalışmalıyız: Mal mülk, sağlık, dostlar, sevgili, karı ve çocuk ya da işte her ne ise. Değerlerini çoğu zaman onları kaybettikten sonra hissederiz. Eğer bunu gerçekleştirebilirsek, sahip olmak ilk etapta bizi doğrudan doğruya daha da mutlu eder; ikinci olarak da kaybın kesinlikle önüne geçeriz, malımızı tehlikeye atmayız, dostlarımızı öfkelendirmeyiz, karılarımızın sadakatini sınamayız, çocuklarımızın sağlığını gözetiriz vs. Sahip olmadığımız şeylere bakarken, “Benim olsaydı nasıl olurdu?” diye düşünme eğilimindeyizdir ve işte böylece yokluğu hissederiz. Oysa bunun yerine sahip olduğumuz şeyler için sık sık şunu düşünmemiz gerekirdi: “Bunu kaybedersem ne olurdu?”