RozaRose

7/10
·100 syf.··
2020 25. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 08:00
Kitap 3 kısa öyküden oluşuyor. İlk öykü kitabın adı olan Tek Gecelik Aşk Uğruna. Bu hikayede rahibe Terese'in sevgilisini yanlışlıkla öldürmesi sonucu, kendine uzun zamandan beri aşık olduğunu bildiği ama yüz vermediği, kendine güveni olmayan Julien'i cazibesini kullanarak cesedi yok etmesi için ikna etmesini anlatıyor. Bu öyküde ezik bir karakter olan Julien'nin, bir gecelik aşk uğruna verdiği kararın altında vicdanen ezilmesini ve çoktan kaybedilmiş bir anlaşmaya tamam demiş olmanın ardından hayatta kalmak için artık ona zevk verecek bir amacın kalmadığını anlamasını anlatıyor. İkinci öykünün adı Nantas. Evli olan bir adamdan hamile kalan genç Flevie'nin, hayata dair hayalleri, istekleri olan ama aynı zamanda beş parası ya da borç isteyecek arkadaşı bile olmayan, kuru ekmeye muhtaç ve bu yüzden intiharın eşiğine gelmiş olan Nantas ile para karşılığında evlenmesini anlatıyor. Nantas en başta para kazanmak, toplumda önemli bir isim olmak için servetine servet katmak ister. Çünkü istemek onun için yeterlidir. Ama daha sonra farkeder ki Flevie'ye aşık olmustur. Artık yükselme isteğinin tek nedeni Flevie'nin gözüne girmek ve onu kendine aşık etmektir. Bu öyküde hayatta hep daha fazlasını istemenin anlamsızlığını, ölümün tek hakikat olduğunu, servet, güç, irade ve mevkinin her şey olmadığını, hatta bunların kâğıt ev misali en ufak bir nefesle yok olmaya mahkum olduğunu, hayatta daha önemli olan sevginin, aşkın var olduğunu anlatıyor. Son öykünün adı Oruç. Hikaye kiliseye giden küçük Barones'in vaaz verilirken uyuklaması ve hayallere dalması üzerine şekilleniyor. Bu öyküde hoş bir adam olan Papazın, aç gözlü olmasından dolayı işini üstün körü yaptığını anlatıyor.
Edebiyat
Bir Gecelik Aşk UğrunaEmile Zola · Fabula Kitap · 2016227 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

RozaRose

, bir kitap okudu
7/10
·100 syf.··
6 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 08:00
·
2020 25. kitabı
Emile Zola
7/10 · 227 okunma
Puan vermedi·55 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2020 21:45
Halil Cibran ve Ermiş, alıntı üzerine alıntı yapılabilecek aforizmalarla dolu bir kitap. Eğer bu kitabı okumaya karar verdiyseniz kesinlikle yanınızda post-it, ayraç, kalem, kâğıt bulundurun derim. Çünkü ben sürekli durdum, düşündüm ve yazdım. Zaten sanırım Halil Cibran'ın özelliği bu. Yazdıklarıyla bizi düşündürebilmesi. Azıcık yazdığı yazılara ben mi çok anlam yüklüyorum yoksa o bütün bunları düşünüp mü yazmış? Doğrusu şaşıyor insan. Kitap El Mustafa'nın 12 sene kaldığı yerden ayrılırken ki düşünceleri ve hisleriyle başlıyor. O ayrılık hissini yazar bize öyle bir geçiriyor ki, El Mustafa ile birlikte biz de ayrılıyoruz o limandan. Limandan ayrılmadan Orphalese halkı şimdiye kadar El Mustafa'ya söylemediği sevgi cümlelerini söyleyince, El Mustafa çok duygulanır. Öyle ya insan sevdiğine sevgi cümlelerini yanındayken etmez, ayrılık vakti jeton düşer ve o zaman sevgi cümleleri kuruverir. Zaten Halil Cibran kitabında sevginin derinliğinin ancak ayrılık vakti geldiğinde anlaşılacağından bahseder. Aslında Orphalese halkı, El Mustafa'nın gitmesini hiç istemez. Ama gitmesine de engel olamazlar. Onun bilgeliğiden son bir kez yararlanmak ve aynı zamanda veda etme amaçlı ona aşk, evlilik, özgürlük, güzellik, iyilik, kötülük, sevinç, keder gibi bir çok şeyi sorarlar. El Mustafa tüm bu soruları cevaplarken biz de sanki orada bulunan halk gibi onu dinler ve düşünürüz. Aslında kitabı bir hikâye kitabı gibi düşünmek yerine karşımızda bilgin bir kişiyle sohbet ettiğimizi varsayabiliriz . Tıpkı Orphalese halkı gibi. Ben kendimi kitabı okurken Orphalese halkından biriymiş gibi hissettim diyebilirim. Ve bende bıraktığı duygular 'biri geldi halkı değiştirdi, içimize sevgi tohumları ekti ve gitti, şimdi de başka yerleri değiştirmeye çiçekli bahçeler oluşturmaya gidiyor' sanırım
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,4bin okunma
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2020 22:51
·
Olaylar Quiquendone kentinde cereyan eder. Aslında en başta imrenilen bir kentmiş gibi görünen Quiquendone, kavganın, gürültünün olmadığı hatta vukuatın olmadığı ve adliyelerin boş kaldığı bir kenttir. Ama sonra bu kadar sakin kalan bu kentin de bazı sıkıntıları olduğu görülür. Öyle ki çıkan yangına bile belediye başkanı 'düşünelim' diyor. Yani Quiquendone sakinleri iyi ya da kötü bir karar veremiyor. Karar verilecek durumları sürekli erteliyorlar. İlginçtir ki belediye başkanı başkan oldu olalı hiçbir şeye karar vermediğini ve karar vermesi gerekmeden de görevi bitireceğini düşünüyor. Hatta belediye başkanı hiç karar vermemenin iyi olduğunu görüşünde. Oysa bize şu hayatta 'en kötü karar kararsızlıktan iyidir' diye öğretilmemiş miydi mi? Ne yalan söyleyeyim burada yazar beni yazar epey düşündürdü. Kitabın ilerleyen kısmında Dr. Ox geliyor ve koboy olarak kullandığı bu kentte sözde aydınlatma planları yaptığını söylüyor ama işin iç yüzü farklı tabii. Dr. Ox Quiquendone sakinleri üzerinde bir deney yapmayı planlamaktadır. Aslında kitabın kapağı hikayeyi çok güzel özetlemiş. Dr. Ox Quiquendone sakinlerine oksijen gazı vermesiyle kent sakinleri arasında farklı olaylar yaşanmaya başlar. Karışıklıklar, kavgalar... En son tüm bu olayların neden olduğu açığa çıktığında bile yazarın bizi yine düşündürmesi çok hoşuma gitti. "Sadece bunlar gazdan dolayı olabilir mi?"
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma