"Uzun asırlardan beri bazen dinin ve tarihin temaslarından, bazen süs ve görenek iptilasından (tutkunluğundan) daha ziyade affedilmeyecek bir gafletle Türklükten ne kadar uzaklaşılırsa o kadar yükselmek imkânı bulunacağına zehaptan (sanısından) doğmuş bir itiyat (alışkanlık) Türkçenin üzerine altından kalkmasına ihtimal verilmeyen bir yük yığmıştı."
(Uşaklıgil, 2014:86)