Türkiye'nin kollektif kimliklerin 'geçmişin koltuk değnekleri'nin biz ve onların hapishanesinden çıkarak, kendinden kuşkulanması, boşlukları onaracak yeni bir dili araması apaçık bir sağlıklık göstergesidir.
Gecenin bir vakte sınırdan sığınarak gencecik evlatlarımızı öldüren o 'teröristlerin' de bu toprakların çocukları olduğunu ve meselenin onları dağa çıkaran güdülenmeyi anlamak olduğunu nihayet keşfediyoruz.
Çünkü anlamadığımız zaman, sadece yok etmek üzerine kurulu bir şiddet dili oluşturduğumuz zaman kan durmuyor. Şiddet değdiği her şeyi yutuyor, kendisine benzetiyor kendi ahlâkında eritiyor.
Şimdi Ağlayan annelerin feryadı bizi sokaktaki insan olarak hepimizi, sorumluluğumuzu hatırlamaya ve üstlenmeye çağırıyor