Geleceğe ve geleceğe olan inancını yitirmiş bir tutsak mahvolmuştur. Geleceğe olan inancını yitirdiği için manevi dayanaklarını da yitirmiş ve kendini çöküşe bırakarak içsel ve fiziksel çürümenin nesnesi olmuştur.
Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o halde ıstırapta da bir anlam olmalıdır.
Istırap, kader ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır. Isırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olmaz.
İnsanın kaderini ve barındırdığı tüm ıstırabı kabul etme biçimi, kendi çarmıhını yüklenmesi ona en zorlu koşullarda bile yaşamına derin bir anlam katma olanağı sunar.
Cesur, onurlu ve bencillikten uzak duran biri olabilir. Kendini korumak için verdiği acı savaşta insan onurunu unutabilir ve bir hayvandan farksız bir hale gelebilir.
Burada, insanın zor bir durumun sunduğu ahlaki seviyeye erişme fırsatını kullanması veya tepmesine yönelik seçim söz konusudur ve bu da onun çektiği acılara değer olup olmadığını belirler.
Etkin bir yaşam insanın üretken çalışmanın değerlerini fark etmesini sağlarken, daha pasif bir yaşam sürmek güzellik, sanat ve doğayı deneyimlemenin tatminin sunabilir ancak hayatta yaratımdan da zevkten de yoksun olan ve yüksek ahlaktan başka bir şeyin bulunmadığı bir yaşamda da amaç vardır.
Adını koymak gerekirse bu, insanın dışsal güçler tarafından zaptedilmiş varoluşuna yönelik tutumudur.
Yaratıcı bir yaşam ve zevkler onun elinden alınmıştır ama anlamlı olanlar, sadece yaratıcılık ve zevk değildir.
Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o halde ızdırapta da bir anlamı olmalıdır. Istırap, kader ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır. Isırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olmaz.