ibrahim aleyhisselâm, mağaradan ancak mümeyyiz çağa gelince çıktı. nemrud olayı unutmuştu. yolda ilk defa gördüğü canlıları babasından suâl etti, "bu nedir?" diye sordu, babası da işte "inektir, sığırdır, davardır" filan diye çocuğa bunları anlatıyordu. çocuk bir süre sonra kendi kendine, "herhâlde bunca şeyin bir rabb'ı olması lazım gelir" diye düşündükten sonra, babasına sordu: "babacığım, benim rabb'ım kimdir?" babası, "anandır" diye mukabele etti. burada rabb, aynı zamanda da efendisi, idarecisi manasına geliyor. küçük abraham, bundan tatmin olmadı: "peki, anamın rabb'ı kimdir?" diye tekrar sordu. babası gururlanarak, "o da benim" dedi. çocuk "peki" dedi, "ya senin rabb'ın kimdir?", babası da hizmet ettiği kralı hatırlayarak, "nemrud'dur" dedi. en sonunda çocuk, "peki ya nemrud'un rabb'ı kimdir?" diye sorunca, babası ibrahim'e bir şamar vurup, "sus!" dedi.
işte bugünkü insanın hali de aynı ibrahim'in babasına benziyor. "benim rabb'ım dawkins'tir, bilimdir, fendir, evrimdir, biyolojidir, fiziktir, hawking'tir, journal of evolutionary biology'dir" diyor. "peki ya bunların rabb'ı kimdir?" dersen, bir tokat vurup, "sus!" diyor, "bize bunu hatırlatma".